19 Ekim 2022
17 Ekim 2022
Başlangıçta; İçine doğduğumuz aileyi, inanç sistemini, ülke konumunu seçemiyoruz. Ya sonra? Aidiyet duygusunu kaybetmemize sebep olan olaylar zinciri; kimisini ailesinden, kimisini inanç algısından, kimisini de ülkesinden çok uzaklara sürükleyebiliyor.
Eğer hâlâ ailenizle yaşıyorsanız, bir cemaatin mensubu iseniz ya da hayatınızı Adnan – İsmail Ağa – Mahmut Efendi – Süleyman – Kadirî – Nakşibendi – Nur vb. cemaat ya da tarikat öğretileri şekillendiriyorsa okumayı şimdi bırakın.
15 Ekim 2022
Emeklemeye başladığım bilinçsiz dönemden itibaren, otuzlu yaşlarımın başına kadar, hayatımın hemen hemen tamamını başkalarının isteklerine göre yaşadım. Onların iyiliğine, çıkarlarına, ihtiyaçlarının ne olduğuna dikkat ederek. Empat bir insan olarak kendi hayatımı çevremdekilere adayıp onlara göre ve onlara rağmen şekillendirdiğim doğrudur. Doğru bildiğim tek bir şey dışında: Kimi seveceğim?
13 Ekim 2022
KRAL ÇIPLAK!
2012 yılında Kadıköy’de, şimdilerde kafeler/barlar tarafından işgal edilmiş bir sokakta, küçücük bir dükkânda çalışıyordum. Maaşım asgariye yakın, evim yürüme mesafesinde, Zeynep Kamil Hastanesi’nin dibinde asma katlı bir dükkândan bozma şirin bir fakirhane, bana göreyse malikaneydi.
11 Ekim 2022
Bana çok hızlı yürüyorsun diyorlar, gülüyorum. Varmak istediğim çok yer var Abidin. Baltık Denizi’nde yüzecektim 2018’de, seçim oldu biletler iptal. Roma’yı görecektim 2019’da, pandemi koptu biletler iptal. Lviv’e gidelim bari dedim vize yok nasılsa, savaş çıkıverdi iyi mi? Her milletin içinde, çamaşır suyu gibi pirüpak, saf olduğu iddiasında bulunan beyazlardan kırıma uğradık biz kırmalar. Sonra hep helalleştik.
Yazının devamı için: etkenmedya
09 Ekim 2022
Ben adaletin olmadığını, tarhana çorbasından sonra sofraya gelen patates kızartmasına elimi uzattığımda; ağabeyimin kafama vurup “ağzını şapırdatma” diyerek beni masadan kaldırdığında anladım. Tüm patates kızartmasını ağzını şapırdata şapırdata afiyetle tek başına bitirdiğinde üstelik.
07 Ekim 2022
Geldiğimiz yer çok önemli canım çekirge. Anneciğimin müşkülpesent, zor beğenen, içine içine konuşan tavrını; rahmetli babacığımın daha önce de bahsettiğim muzır tavrıyla birleştirip, kendi bünyemde harmanlayarak iğneleyici, yer yer kırıcı, hazırcevap bir kişilikle var olmuş iki kanadı eğri bir kuştum. Uçtum, uçuyorum sanırken yüz üstü düştüm.
01 Ekim 2022
Biz bunları tartışırken;
Tutulmuşa zam geldi. (Ev kiraları)
Kesilmişe zam geldi. (Et – Tavuk – Balık)
Pişmişe zam geldi. (Dışarıda yemek yemek)
Yenmişe bile zam geldi. (Hesap-Fatura)
Malumunuz asgari ücrete de zam geldi…
E vardı böyle bir oyunu benim çocukluğumun;
Gölde bir balık varmış:
Bu tutmuş. (baş parmak)
Bu kesmiş. (işaret parmağı)
Bu pişirmiş. (orta parmak)
Bu yemiş. (yüzük parmağı)
Bu da “hani bana hani bana” demiş. (serçe parmak)
Yazının devamı için: etkenmedya
29 Eylül 2022
KORKU KADERDİR
Coğrafya değil, korku kaderdir. Toprağı entrikayla, kanla, göz yaşıyla sulayıp çocuğu “cıs!” ile büyütürsek, iflah olmaz. Kahhâr olan Allah, alimallah kahreder belasını verir, imam gelir sonra salâsını okur… “Nasıl bilirdiniz?”
Yazının devamı için: etkenmedya
27 Eylül 2022
BAK ŞU SİDİKLİYE
“İnsan İlk Nereye Düşer?”
Dünyaya getirme yetisine sahip bir kadının rahmine… Yürümeyi öğrenirken kaç kişi saymıştır peki yavrusunun düştüğünü? Sayılmaz efendim! İnsan bilir çünkü düşe kalka büyüyeceğini, gelişeceğini öğreneceğini… “Geçti!” dememiz hep bu yüzden. “El bebek, gül bebek büyütülenlerden misiniz yoksa siz de?” ...
Yazının devamı için: etkenmedya
29 Mart 2022
KIZ VASFİYE, SUS!
“İnsan İlk Nereye Düşer?”
Dünyaya getirme yetisine sahip bir kadının rahmine… Yürümeyi öğrenirken kaç kişi saymıştır peki yavrusunun düştüğünü? Sayılmaz efendim! İnsan bilir çünkü düşe kalka büyüyeceğini, gelişeceğini öğreneceğini… “Geçti!” dememiz hep bu yüzden. “El bebek, gül bebek büyütülenlerden misiniz yoksa siz de?” ...
27 Mart 2022
MAHALLE YANARKEN...
Rahmetli babam muzır bir adamdı. Ağzıyla evde içer, içtikçe güzelleşir, güzelleştiği yerde siyaset meydanı izleyerek sızar kalırdı. Zaman zaman annemle yatağına taşırdık. Bazen de annem salonun ortasına yer yatağını açar koltuktan yatağa babamı onun rakıyı yuvarlaması gibi yuvarlayıverirdi yere...
Yazının devamı için: etkenmedya
25 Mart 2022
Köprünün altından çok sular aktı son iki yılda. O sular çekildikçe fark ettik ki zaman; fiziksel görüntümüzü, değerlerimizi, bakış açımızı, kararlarımızı, yargılarımızı, ağladıklarımızı, güldüklerimizi ve tabii yanımızdakileri hiç fark ettirmeden değiştirdi; güzelce eleğinden geçirip duvara astı bizi....
Yazının devamı için; etkenmedya
09 Mart 2021
ANKA
Aklımda kırk
tilki, kırkının kuyruğu değmiyor birbirine. Birçoğunuz aynı durumdasınız
biliyorum. Ben de savruldum biraz, hırpalandım, tükendim. Dip nerede bilmiyorum
ama sanırım gördüm, gördük hep birlikte.
Bize gelince; her iki tarafın ailesinin bildiği, aynı evin içinde bir de köpekle çekirdek aile olduğumuz bir dönem yaşadık. İnsan Atlas gibi, sırtında kendi dünyasının yükünü taşıyor zaten. Kendi sorunlarını bireysel olarak çözmeye çabalıyor. Ayakları bulunduğu yere kök saldıkça kendi yükünü hafifletip bir çınara dönüşüyor bazen. Gölge eden, koruyan. Korumayı biraz abartınca da iş çığırından çıkabiliyor ne yazık ki.
Bizde de böyle oldu. Konuşan, sorgulayan, anlamaya çalışan, anlamayınca öfkelenen, öfkelendikçe karşı tarafa ama en çok da kendisine zarar veren biri hâline dönüşüyor insan. Bu iç içe geçmişliği, bu bağlantıları, köprüleri yıkıp zararın neresinden dönebilirim diye düşünmekten kendimi bir türlü alamadım. “Neden, Nasıl, Niçin, Niye?” Tüm bu sorularım cevapsız kaldıkça yalnızlaştım. Eli, kolu, gözü, kulağı olduğunuz birini öylece bırakamıyorsunuz. Ne zaman ki akıl ve beden sağlığınızı yitirmeye başladığınızı hissediyorsunuz. İşte orası, zurnanın zırt dediği yer oluyor.
2019 Baharında kendimi mecazi anlamda yaktım. Ellerimi açıp, avuç içlerimdeki tek şeyin kendi tırnak izlerim olduğunu fark ettiğimde, bir Anka gibi yeniden doğmaktan başka bir seçeneğim olmadığını anladım. Kapıyı arkamdan çarpmadım hayır. Usulca çektim.
Evrenin bir şekilde bizi bağladığı aile bağlarımız vardı. Bekledim, aylar geçti. Kendimi toprağa verdim. Ektim, biçtim, az yedim, doydum. İşe gitmek zorundaydım, gittim. Kendimi düşüncelerimle yalnız bırakmadım. Ailem, arkadaşlarım, onun ailesi. Kaybettiğim sağlığımı geri kazanmaya, basit şeyler öğrenmeye odaklandım. Belki gelir diye bekledim gelmedi. Arar dedim aramadı. Canı sağ olsundu. Beklediğimi düşündüğü değişimleri göstermek için hazır hissetmiyordu belki de.
2020 Baharında dünyayı kasıp kavuran salgınla, düzenlerimiz de değişti. Bir yıldır evden çalışıyorum. Vaktim olsa da şunu da yapsam dediğim ev içi aktiviteler üretmekle geçiriyorum zamanı. Karton bardakta domates, biber fidesi yetiştirmekle, evde ekmek yapmakla / yemek hazırlamakla uğraşıyorum işten vakit buldukça. Zaman zaman boyama, temizlik, tamirat derken daha önce nasıl zaman geçirdiğimi unutuyorum.
03 Ocak 2018
SABIR TAŞI OLSA ORTA YERİNDEN...
30 Aralık 2017
14 Mayıs 2016
17 Şubat 2016
Susuyordunuz oysa haykırırken ben,
- Şimdiye kadar ölen LGBTTİ bireylerinin birer fotoğrafı basılsın.
- Sadece siyah kıyafetler giyilsin. (Biliyorum mevsim yaz, sadece 1 gün saygı için)
- Düdük yok, Alkış yok, Ses yok, Çıplaklık yok, ALKOL kesinlikle yok.
- Herkes simsiyah! Herkesin ağzında siyah bir bant ve göğüslerinde kimlik kartı boyutlarında birer gökkuşağı iğnelensin.
- Sadece tek bir kişi (Şevval KILIÇ olabilir.) Sadece tek bir megafondan en önde haykırıyor: Görmüyorsunuz! Duymuyorsunuz! Ölüyoruz. Biz ölüyoruz Anneler yenilerini doğuruyor. İnsanız, İnsanca Yaşamak istiyoruz vb… Ardımızda ne ölümler bıraktık ayak seslerini duyuyor musunuz? benzeri cümleler ve ardından herkes ayaklarını yere daha vuruyor. Sessiz bir çığlık gibi: RAP! RAP!
- Duygularıyla var olan toplumumuzun duygularına hitap edelim bu yıl olmaz mı? Her yıl gürültünün içinde, yeterince gürültülü bir şehirde dış seslere kulak tıkayan, çığlıklara sessiz kalan toplumumuza ayna tutalım istiyorum. Toplumun karanlığına dökün renkli göz yaşlarınızı…
- Kalbimizin üzerine iliştireceğimiz gökkuşağı kartları 1 TL’den satılırsa binlerce TL de toplanabilir bu bahaneyle ve dernekler arasında pay edilebilir, daha güzel organizasyonlar için.
- Yürüyüş sonrası gelenek haline gelen parti kısmına hiçbir itirazım yok. Ama yürüyüşe Onurumuza saygı gösterilmesini talep ediyorum.








