05 Temmuz 2010




İŞTE ÖYLE BİR EV...

Apartmanın kapısından giriyorsunuz, Hayalet Avcıları'nın dönüşüm esnasında kullandığı asasnsöre binip en üst kata çıkıyorsunuz... Kapılar açılıyor sarı bir kapı karşılıyor koridorda sizi, diğer kapıların hepsi suratsız siyah ve parlak özel bir davete gelmiş gibiler... Ama o kapı alelade bir elbise geçirmiş üstüne, umurunda değil davet...

Sarı kapıyı aralıyoruz karşımızda Fransız tarzı pencereler, stor perdeler... Deniz önündeki blokların arasından bütün pencerelere selam veriyor... Sola dönüyoruz mutfak karşılıyor bizi, henüz yenilmemiş yemeklerin çatal bıçak seslerinin, tezgahın kirli tabaklarla dolu görüntüleri geçiyor gözlerimin önünden, belli ki güzel bir akşam geçirmişiz diyorum içimden...

Ardından ilerliyoruz, girişteki sarı kapının bir yanında beyaz bir portmanto, diğer yanında yine aynı beyaz dişlerini gösteren bir malzeme dolabı...

Dar alanda her şey duvarlara gizlenmiş bir yandaki odaya seğirtiyorum, çeşitli bölmelere ayrılmış duvardan duvara uykusu gelmişçesine gerinen gri gömleğinin içinde beyaz vücuduyla duran bir gömme dolap...

Sahibine şöyle bir sırıtıp, tutuyoruz! narası atıyoruz...NaKHaR

04 Mayıs 2010




KELİMEREKTE

Kelimeler tutuşurdu bir kavgaya
Ben "erek"siz kalirdim,
Adrenalin beynime sıçradığında
Ben erekte olurdum
Kelimeler iterdi, kovalardi birbirini...
İçinden çıkılmaz fikirlerde,
Şehvetin önünde,
Hep düz bir duvar olurdu nokta.
Kelimeler düz duvara tırmanırdı
Ve Kağıdın boşluklarına
Anlamlarını boşaltırlardı...NaKHaR

2010 - istanbul

27 Nisan 2010



HAYATI
AKIŞINA BIRAK!(MA)


Bizim buralarda zaman normal seyrinde işliyor, birkaç aydır çalışıyorum, yaşam bir yerlerde akıp geçiyor, bizimkilerden uzağım biraz, çok daha iyi her şey sanki, içimdeki huzur paha biçilemez…

Candan Erçetin ne diyordu:

"Anlatacak hikayelerim bitmedi henüz
Anlaşacak dostlarım tükenmedi
Yorgunluk kırgınlık hepsi gelir geçer
Her şeye rağmen yaşamak güzel"

1 Mayıs’tan itibaren “blog işçiliğine” kaldığımız yerden devam etmek niyetiyle…
NaKHaR

13 Mart 2010




ÖLÜMLERİM KALIMLARIM - II




Her ölüm erkendir biraz, ama bu kez çok erkendi...

Geçirdiği trafik kazasında dümdüz olan arabadan burnu bile kanamadan kurtuldu, ama Tanrının işaretini göremedi...

Geçtiğimiz günlerde bir gazetenin 3. sayfasında 3 satırlık bir haber oluverdi sonunda, kendi seçtiği, deneyenleri mutlak ölüme ulaştıran bir seçimle, intihar etti... Hala bir şaka diyorum çaresizce...

Her ölüm erkendir biraz... Umarım bedeninin ulaşamadığı mutluluğa ruhun ulaşmıştır... NaKHaR

07 Mart 2010




O GİTMEDEN...


Bir ziyaretimde demiştim; "O kadın bana lazım, lütfen çağırma yanına" dinlemişti beni... Kadının "gel, seni özledim" temalı rüyaları bitmişti...

Yalnızdı, yorgundu uğraşları elişi, temizlik, kadın programları, komşularla hoşbeşten başka birşey değildi... Yediğine içtiğine dikkat etmez, ani hareketlerle bedenini zorlardı hep... Sorardım "iyiyim" derdi...

Bel fıtığı için gittiği hastaneden elinde, çok farklı tellerden çalan hastalıkların, reçeteleri ve ilaçlarıyla geri döndü... 

Endişeliyim...

O gittiğinde, kalan tek kanadım da kırılıyor...NaKHaR - (Annem'e)