09 Eylül 2013




BURNOUT!

Uyandım! İçimde kopan kıyametlere inatla alaycı, yalancı, yabancı bir gülümseme seyiriyor dudaklarımın kenarlarında, insanları izliyorum… Biliyorum korkuyorlar! TV her daim açık, karşısında dirseklerimi dizlerime dayayıp ağrıdan oturamayacak ve gözlerim uykuya yenik düşene kadar oturuyorum… Aklımın içinde kararsız hücreler dolaşıyor. Karar alıyor, uygulamıyor, durağan bir şekilde oturmaya bolca ve boş vakit geçirmeye devam ediyorum… Kalkıp silkelenmek üzereyken ne gerek var sesiyle sendeliyorum.

NE GEREK VAR! İşte bizi bitiren bu! N


10 Kasım 2012



9

9 Yıl, Ölen bedeninin ardından, kimbilir hangi ülkede, hangi isimle çağırılan ve senin ruhuna sahip bir çocuk bugün 9 yaşına bastı... Reenkarnasyona kısmen inansam da gerçek fikrim olamayacak kadar ütopik geliyor tüm bunlar...

Seni Özlüyorum Baba... N

07 Kasım 2012



UYUMAK!

Şanslı’dan sonra ilk kez dün akşam tek başıma kaldım evde, zordu, çok!

Televizyona baktım bir süre, eksiklik vardı, huzursuzluk, ben TV izlerken hiç rahat durmazdı, prime time zamanı onun kudurma zamanıydı… TV tat vermedi…

İnternete baktım… O da bir yere kadar oyalıyor insanı, günlük geyikler, eğlenceli anların paylaşımı, normalde katıla katıla gülebileceğim şeylere tepki veremedim, evde bir tıkırtı eksik…

Uyudum sonra, uyumaya çalıştım… uyuyamadım… arada bir tıkırtı işitip gözlerimi açıyorum, ya yan komşu ya da merdiven boşluğundaki fareler…

Bir karanlık çöküyor eve, sabaha karşı beşten sonra, bütün ışıklar açık sırtıma yastık sıkıştırıp uyuyakalmışım, rüyamda şanslının patileriyle uyandım, telefonumun alarmı!

Sanırım bu işi başaramayacağım… N

06 Kasım 2012


8

Hikaye devam ediyor…
Aşk, sevgi… ve daha birçok insani duygunun iç içe olduğu
8 YIL…

Seni Seviyorum SevgilimN

20 Ekim 2012




KUTSALA SAYGI

Anne, anne değildir artık,
Yaralı kahramandır.
Ve her ana kucağı,
Cennettir…

Yukarıdaki cümleler yıllar önce yazdığım bir şiirin dizelerinden, annem aklıma geldiğinde bazen açar okurum, özeldir benim için…

Büyüdükçe duyduklarım kutsala saygımız kalmadığını söylüyor bana, zamanda oradan oraya savruluyorum anılarımda ve soruyorum “Hani cennet annelerin ayakları altındaydı?” Haftanın bir günü toplanan anneler var mesela onlara o günün adını veriyoruz annelerin acısı bir güne sığdı… (Bkz. Cumartesi Anneleri)

Çocukken sadece adını bilip tadını bilmediğimiz meyveler vardı mesela, tadını bilmesek de bir arsızlıkla hakaretin alasını edermişiz kutsalımıza (Bkz. Ananas aldırmak...)

Ülkenin en tepesindeki adamlar bizim yetiştiğimiz sokaklardan çıkıyor, hakaretle bertaraf ediveriyorlar arsızca bir vatandaşı ve yine aynı kutsalla vuruyorlar suratına (Bkz. …da al git!) aynı kutsal için yolları kapatıp gülsuyu dökülebiliyor da üstelik senin canın patlıcan dermişçesine…

Yıl 1995, ağabeyim askerde, kendi kutsalına mektup gönderiyor… Mektup “bulaşık suyu kokan ellerinden öperim annem” diye bitiyor… Askerlik de bitiyor ağabeyimin kutsala beslediği saygı da…

Kutsala saygımız bu mudur peki? Kutsalı ağır sözlerle yaralamak mı cennete götürür bizi? Bunları size cennetimden yazıyorum…  N