02 Haziran 2014




AKLIM NEREDEYSE...

Fırtınadan önce hava bir durulur ya, öyle hissediyorum... Çok durgunum birkaç aydır. Aynı zamanda bir kıvılcım bekliyorum koşturabilmek için hayatın içine... 

Bedenimi dört ayrı parçaya ayırsam; bir parçamı sevgilimin yanına, bir parçamı aileme bıraksam, bir parçamı arkadaşlarım alsa yanına ve bir parçam ölmeyecek gibi çalıştığımız şu iş dünyasına atsam anca yetişirim hayatın hızına!

...aklım her neredeyse, kesinlikle bedenimin olduğu yerde değil!

Yaş aldıkça daha da sıkıntılı bir hâle geliyor zaman, yavaşlayamıyoruz. Bayır aşağı pedal çevirmeden inen bir bisiklet gibi hızlanarak, hızlandıkça tepesi atan boğa gibi bizi savura savura kafa bırakmıyor insanda.

Duruyorum ve başımın etini yemesini bekliyorum dostlarımın, ailemin, sevgilimin "Peşimden gel" diyor hepsi. Oysa hesaba katmadıkları bir şey var: Birilerinin izini takip etmeye gelmedim ben dünyaya! Kendi yolumu çizmeye, salyangoz gibi geçiçi de olsa ardımda bir iz bırakmak için geldim...

Aklımdan geçenler dünyada kalacaksa yazmaya devam... N

22 Mayıs 2014


SALAKSAVAR!

Tuhafız...

Birbirimizin arkasından konuşuyoruz, işimizi gücümüzü bırakıp iyi bir şeyleri yakıp yıkmakla meşgul oluyoruz... Yorulmuyoruz konuşmaktan, dinlemekten yorulduğumuz kadar... Ben de bir şeyleri içime konuşmaktan, dışıma susmaktan yoruldum artık, eskisi gibi olur olmadık kahkaha koyveremiyorum kalabalıklarda, ailemden ırsi bir şekilde bana da geçti sanırım "elalem ne der" endişesi... Kaydadeğer bir zeka parıltısı bulamıyorum çevremdekilerde susmak için, susup kendime anlatmak için...

İnsanlarla temas etmeden yaşayabileceğim, uzak bir memlekete biletim olsa bugün gitmek istiyorum desem de gidebilir miyim bilmiyorum. "Bu ülkeyi yaşanmaz hâle getirdiler" fikri tüm bedenimi ve zihnimi sarmış olsa da!



Sadece eskiden olduğu gibi bir "salaksavar" olup birilerine haddini bildirmek, bildiğimi okumak, hayatımı zapt etmiş bu miskinlikten bir şekilde sıyrılmak istiyorum... Kendim için şimdilik tek yapabildiğim ilk bisikletimle (ki benim hiç bisikletim olmamıştı.) dışarı çıkıp pedallıyorum İstanbul'da... Bu şekilde kurtulabiliyorum çevremdeki salakça fikirlerden, konuşmalardan tükenmişlikten...

Siz de rüzgârın ağzınıza dolup, fikirlerinize kırbaç vuracağı bir şeyler yapın, ne bileyim ruhunuzu geride bırakarak koşun, arabadan kafanızı çıkarıp bağırın ama durmayın!

Hayat zaten yeterince hareketsiz... N

21 Mayıs 2014



SEN!

Ben dünyaya arzu dolu bir kavimle geldim, baba arzusu! 
Nefret dolu bir rahimden, bıkkın bir bedenden, 
geleceği sorgulayan bir zihinden! 
Sevgi yoktu, terk edilişten doğdum ben, 
kardeş memesinden, ölü yeğenlerimin rızkıyla doydum ben!
Koşarken düştüm, bakarken kördüm, severken öldüm!

Korkulardan indim ben, cellâdımı güldürdüm ben... 
Hakkımda ne bilirsin ki!
Dedikodulu ağızlardan kulaklara kondum, alıcı bir kuştum...
Örülü bir duvardım ben, seni çatlaklarımdan gördüm...
Kavimleri helak eden azaptım, ateştim, kordum,
boğulduğum bir kaşık suydum...

Zihnimde yuvarladığım fikir,
aklın çemberinde fır dönüyordum...
Soğuktum ben, sağduyuydum...

Aşktım, düştüm, öldüm ben!
Yanlış kaynamış kırıklarımdan kalbimi gördün sen! N

06 Ocak 2014


Anneler, Çocuklar ve Torunlar…

Kısaca özetle anlatayım…

Büyük ablamın hamilelik endişesi yersiz çıktı, torunlarıyla meşgul oluyor… Büyük ağabeyimle çok fazla görüşmüyoruz her zaman ki gibi, çok elzem bir durum olmadıkça aramıyor… Ortanca ablam yüzünde doğduğundan beri var olan ve kanser riski oluşturan bir et benini ameliyatla aldırdı şu an sağlık durumu iyi, eşi bir ara 7 ay kadar bir süre ceza evine girdi çıktı “esrar içmek suçuyla” tek kızları okulu bıraktı kendi ayakları üzerinde durmak istiyormuş… Küçük ağabeyim geçen yıl yengemden boşandı, iki çocukları var ağabeyimin çapkınlıklarına karşı kısassa kısas yengem de çapkınlık yapınca artık evliliğin yürümesine gerek kalmadı… Küçük ablam çalıştığı şirkette haklı sebeplerle bir kadını patakladı, iş yerinden atıldı, mahkemede şu an hakkını aramakla meşgul… Annem yine aynı hepimizi düşünmekten kendini bir an olsun alamıyor… Ona gel benimle yaşa desem de istemiyor buralarda yapamazmış ona arkadaş muhabbet lazım…

Ben mutluyum… Çok fazla çalışıyorum, mesailer filan… Her ne kadar beni ruhen tatmin eden bir iş olmasa da beni yeterince meşgul ediyor…  Bu meşguliyetlerim yüzünden kediye fazla sardıramıyorum ama bir sorun olduğunda tabii ki tepesine biniyorum affetmem… :)) N

03 Aralık 2013




SU!

Öfkemi zamanı gelinceye dek dizginlemeyi öğrendim… Zamanı geldiğinde o testi kırılacak ve zembereğinden boşanıverecek öfkem bir çırpıda…

Ben suyum! Yön verilebilir bir hayatım var… Hiç ummadık bir yerden bir eleştiri aldığımda onun üzerine gider, önce kendimi suçlarım, haksızlık ararım kendimde bunu böyle yapmazsam bir dahakine der başka bir yol bulurum akacak…

Kimi zaman setleri devirdiğim de olur ama bundan sadece çeşmeyi ardına kadar açan mesuldür.

Tanrı’nın bana bahşettiği en değerli özelliğimdir insanların davranışlarını çözümleyebilmem… Bir ima sezer, gerçekliğini kavrayıp tekrarlanmasını beklerim şiddetle tepkimi ortaya koyabilmek için… Bir ima gelir dikilir karşıma, acaba böyle mi demek istiyor diye karşılığında uyarıcı bir ima yollarım anlayana…N