25 Mart 2022

 


AY KIZ ANNE!

Köprünün altından çok sular aktı son iki yılda. O sular çekildikçe fark ettik ki zaman; fiziksel görüntümüzü, değerlerimizi, bakış açımızı, kararlarımızı, yargılarımızı, ağladıklarımızı, güldüklerimizi ve tabii yanımızdakileri hiç fark ettirmeden değiştirdi; güzelce eleğinden geçirip duvara astı bizi.... 

Yazının devamı için; etkenmedya

09 Mart 2021

 


ANKA

Aklımda kırk tilki, kırkının kuyruğu değmiyor birbirine. Birçoğunuz aynı durumdasınız biliyorum. Ben de savruldum biraz, hırpalandım, tükendim. Dip nerede bilmiyorum ama sanırım gördüm, gördük hep birlikte.

 Aile çoğaldı. Evlenen yeğenlerim birer ikişer anne-baba bile oldular. Her koyun kendi bacağından misali onları çoğunlukla kendi hâline bıraktım.

Bize gelince; her iki tarafın ailesinin bildiği, aynı evin içinde bir de köpekle çekirdek aile olduğumuz bir dönem yaşadık. İnsan Atlas gibi, sırtında kendi dünyasının yükünü taşıyor zaten. Kendi sorunlarını bireysel olarak çözmeye çabalıyor. Ayakları bulunduğu yere kök saldıkça kendi yükünü hafifletip bir çınara dönüşüyor bazen. Gölge eden, koruyan. Korumayı biraz abartınca da iş çığırından çıkabiliyor ne yazık ki.

Bizde de böyle oldu. Konuşan, sorgulayan, anlamaya çalışan, anlamayınca öfkelenen, öfkelendikçe karşı tarafa ama en çok da kendisine zarar veren biri hâline dönüşüyor insan. Bu iç içe geçmişliği, bu bağlantıları, köprüleri yıkıp zararın neresinden dönebilirim diye düşünmekten kendimi bir türlü alamadım. “Neden, Nasıl, Niçin, Niye?” Tüm bu sorularım cevapsız kaldıkça yalnızlaştım. Eli, kolu, gözü, kulağı olduğunuz birini öylece bırakamıyorsunuz. Ne zaman ki akıl ve beden sağlığınızı yitirmeye başladığınızı hissediyorsunuz. İşte orası, zurnanın zırt dediği yer oluyor.

2019 Baharında kendimi mecazi anlamda yaktım. Ellerimi açıp, avuç içlerimdeki tek şeyin kendi tırnak izlerim olduğunu fark ettiğimde, bir Anka gibi yeniden doğmaktan başka bir seçeneğim olmadığını anladım. Kapıyı arkamdan çarpmadım hayır. Usulca çektim.

Evrenin bir şekilde bizi bağladığı aile bağlarımız vardı. Bekledim, aylar geçti. Kendimi toprağa verdim. Ektim, biçtim, az yedim, doydum. İşe gitmek zorundaydım, gittim. Kendimi düşüncelerimle yalnız bırakmadım. Ailem, arkadaşlarım, onun ailesi. Kaybettiğim sağlığımı geri kazanmaya, basit şeyler öğrenmeye odaklandım. Belki gelir diye bekledim gelmedi. Arar dedim aramadı. Canı sağ olsundu. Beklediğimi düşündüğü değişimleri göstermek için hazır hissetmiyordu belki de.

2020 Baharında dünyayı kasıp kavuran salgınla, düzenlerimiz de değişti. Bir yıldır evden çalışıyorum. Vaktim olsa da şunu da yapsam dediğim ev içi aktiviteler üretmekle geçiriyorum zamanı. Karton bardakta domates, biber fidesi yetiştirmekle, evde ekmek yapmakla / yemek hazırlamakla uğraşıyorum işten vakit buldukça. Zaman zaman boyama, temizlik, tamirat derken daha önce nasıl zaman geçirdiğimi unutuyorum.

 Uzun lafın kısası diyorum ya hepimizin bir girdabın içindeyiz. Hababam debelenip duruyoruz. Ama yaşıyoruz be, yaşıyoruz. Biri kapıyı çalacak, arayacak diye değil de o kapı zaten bir gün çalacak. O zamana kadar geçen süreyi iyi değerlendirmeye çalışıyoruz.

 Öfkenizden sıyrılın, gündemden uzaklaşın. Kendinize, bugün ben ne yapmak istiyorum tek başıma, diye cevabına çok da yabancı olmadığınız hatta cevabını bildiğiniz sorular sorun. Ve bir yerden başlayın. Olmazsa yeniden deneyin. Kendinizi yakıp toprağa verin gitsin. Anka gibi yeniden doğmak için.

 Sahi, siz nasılsınız? N

03 Ocak 2018

SABIR TAŞI OLSA ORTA YERİNDEN...

Şöyle kabaca bir anlatayım. Ne tarafa koşacağımı şaşırdığım günler oldu. Skandal Ailesi’nde sular bir türlü durulmuyordu. İlişki hanemde gemileri yakmaya kalkıyorduk direkleri tutuşturup, köprüleri yıkılsın diye sallıyorduk. Ben bir yandan köprüleri sağlamlayıp gemideki yangınları söndürüyordum.

Böylece tıkandığım bir anda elimde sıkı sıkıya tuttuğum tüm ipleri bıraktım. Benim ipleri bırakmamı bekliyormuşçasına tüm kavgalı kardeşlerim barıştı. Ardından 11 yılda defalarca aynı eve çıkmayı istememe rağmen sevgilim bir adım atmıyordu. Bu istekte diretmekten de vazgeçtim sonrasında...

Birkaç ay sonra elimize geçen bir miktar parayı ev almak için kullanmaya karar verdiğimizde de yine aynı evde yaşamayı şöyle bırak bana dostuna ev alan kodoman konuşması yapıyordu: “Hayatım senin işine yakın yerde alalım, ben yine haftanın üç günü gelirim.” Buna karşılık ailesiyle konuşup kuşlarının artık yuvadan uçması gerektiği konusunda onları ikna edebildim. İş önemli değildi, 11 yılımı verdiğim insanı her sabah uyandığımda görmek istiyordum...

Evi bulup yerleşmemizden 1 ay sonra “Keşke daha önce dinleseydim seni, böyle... birlikte... çok iyi hissediyorum.” dedi. Bir hafta sonu ailemi ziyarete gittiğimde ise “Sen 11 yıl yalnız kalmaya nasıl dayandın? Ben iki gün çok sıkıldım, seni anlayamadım özür dilerim.” dedi. O ve ben evde her şey tamdı gerisi boştu. Arada Karadeniz, Balkanlar, Hindistan ve Tayland turları yaptık tatillerimizde... Eksik bir şey vardı ama biraz zamana ihtiyacımız vardı. Sonra bir köpek almalıyız diye söylenmeye başlamıştım bile. Ardından ona sormadan hayvansever siteler üzerinden barınağa gitmeden bir köpeği sahiplendim. O kadar çirkin bir tüy yumağıydı ki! Adını bahtı güzel olsun diye Çirkin koyduk. Başlarda “Niye aldın bunu” diye söylenen sevgilim bir iki ay sonra “İyi ki almışsın” demeye başlamıştı bile... 2 yıl oldu bile şimdi 2. Köpek için diretiyorum. Bakalım kısmet... :-I

Ha yeğenlerim 2. çocuklarını doğurdu bu arada, 3. yeğenimi de evlendirdik o evlenmeden bir ay önce annesi (ortanca ablam) doğum yaptı. Yani oraya hiç girmeyeyim uzun hikâye...
Kötü polisi oynamayı seviyorum. İnandığım şeylerin arkasından gitmeyi de, sonrasında “haklıymışsın!” denilmesinden hoşlanmasam da sonuçta haklı çıkmaktan haklı bir gurur duyuyorum.


2018’de güzel şeyler gelsin başınıza; ayağınız takılırsa mesela düşerken biri tutsun elinizden ya da düştüyseniz de yerden kaldıran kişi o kişi olsun... Yalnızlıklarınızı değerlendirebilecek uğraşlar bulun kendinize o vakte kadar... Mutlu biten filmler izleyin... İnsan sevmek istiyor yalnızsa, destek görmek istiyor bir şeyler yapmak için çabalıyorsa, karşılık görmek istiyor seviyorsa, desteklemek istiyor inanıyorsa... Bu yıl bunların üzerine gidin... İsteyin verilecektir başkasının yaşamında sorun yaratmıyorsa... N

30 Aralık 2017


ZOR MU OLDU NE?

En son bir buçuk yıl önce yazmışım bir şeyler... bu kesinlikle bir geri dönüş değil; daha çok yazacağım, daha fazla ilgileneceğim dediğim çok söz yedim. Bu yüzden kesinlikle bir geri dönüş değil diyorum.

Zor bir yıldı! Bırakın yazmayı aklımdan ne geçtiğini bile düşünecek an bulamadım. İşim gereği ellerim her gün klavyedeydi ama blog camiası bir yaz sıcağında kızgın kumlardan soğuk sulara atlar gibi sosyal medyaya atlayan bir güruhun pençesinde can verdi bence.
Kaç kez geçtim başına bilgisayarın kendim için bilmiyorum. Anlatacak çok şey birikti evet, yazıp anlatabilecek gücüm var mı? Hayır! Başka bir amaç için yazıyorum kendime şimdilerde... Biterse haberiniz olur illa ki...


“Bu bir yeniden merhaba değil” diyorum. Söz vermeyeyim çünkü tutmuyorum. Bir hendek var önünde atlamaya çalıştığım. Yeni umutlar, yeni başlangıçlar, yeni bir hayat diliyorum size yeni yıldan... "Olur ya görüşemezsek; günaydın, iyi günler, iyi akşamlar..." (Truman Show) N.

14 Mayıs 2016



GÜLE GÜLE

Aidiyet duyduğum topraklar var,
Yangını yangın, koru kor
Ahımı alma çocuk, çirkinleşebilirim.
Kırgınlıklarımın öfkeli bir dalgasıyla
Boğabilirim seni
İnandıkların uğruna onlar gibi
Körü körüne koru beni de.
Telafisi ol telef ettiğin ruhumun.

Ait olduğum insanlar var, senin gibi
Sen de benimsin çocuk
Kanın kanıma karışmış, dölün dölüme
Yasal piçleriz babalarımız zevkten öldüğünde
Tanrı yoksa sana taparım
Ölüne de dirine de…
Günaha sokma beni çocuk, alışabilirim
Üstünden yol geçen mezarlıklar gibi
Baltalayarak gömebilirim seni kalbime.

Ait olduğum yataklar var
Ninniyse ninni, aşksa aşk
Bir şekilde uyuduğum.
Uyandırma beni çocuk, sayıklayabilirim.
Kendimden bile sakladığım sırlarımı
Dökebilirim dile…

Beklediğim kimseler var…
Arkadaş, eş, dost, sevgili
Geç kalma çocuk son görevine, kaybedebilirim.
Veda edebilmenin umudunu yitirip

Kapatabilirim gözlerimi dünya nimetlerine.

Dinsiz ayetlerim var
Susturma beni çocuk, haykırabilirim
Şeytanların alkışladığı bir yoldan yürüyüp
Sürükleyebilirim seni de cehennemime.

Yaşadım, sevdim ve öldüm: güle güle...N