04 Mayıs 2010




KELİMEREKTE

Kelimeler tutuşurdu bir kavgaya
Ben "erek"siz kalirdim,
Adrenalin beynime sıçradığında
Ben erekte olurdum
Kelimeler iterdi, kovalardi birbirini...
İçinden çıkılmaz fikirlerde,
Şehvetin önünde,
Hep düz bir duvar olurdu nokta.
Kelimeler düz duvara tırmanırdı
Ve Kağıdın boşluklarına
Anlamlarını boşaltırlardı...NaKHaR

2010 - istanbul

27 Nisan 2010



HAYATI
AKIŞINA BIRAK!(MA)


Bizim buralarda zaman normal seyrinde işliyor, birkaç aydır çalışıyorum, yaşam bir yerlerde akıp geçiyor, bizimkilerden uzağım biraz, çok daha iyi her şey sanki, içimdeki huzur paha biçilemez…

Candan Erçetin ne diyordu:

"Anlatacak hikayelerim bitmedi henüz
Anlaşacak dostlarım tükenmedi
Yorgunluk kırgınlık hepsi gelir geçer
Her şeye rağmen yaşamak güzel"

1 Mayıs’tan itibaren “blog işçiliğine” kaldığımız yerden devam etmek niyetiyle…
NaKHaR

13 Mart 2010




ÖLÜMLERİM KALIMLARIM - II




Her ölüm erkendir biraz, ama bu kez çok erkendi...

Geçirdiği trafik kazasında dümdüz olan arabadan burnu bile kanamadan kurtuldu, ama Tanrının işaretini göremedi...

Geçtiğimiz günlerde bir gazetenin 3. sayfasında 3 satırlık bir haber oluverdi sonunda, kendi seçtiği, deneyenleri mutlak ölüme ulaştıran bir seçimle, intihar etti... Hala bir şaka diyorum çaresizce...

Her ölüm erkendir biraz... Umarım bedeninin ulaşamadığı mutluluğa ruhun ulaşmıştır... NaKHaR

07 Mart 2010




O GİTMEDEN...


Bir ziyaretimde demiştim; "O kadın bana lazım, lütfen çağırma yanına" dinlemişti beni... Kadının "gel, seni özledim" temalı rüyaları bitmişti...

Yalnızdı, yorgundu uğraşları elişi, temizlik, kadın programları, komşularla hoşbeşten başka birşey değildi... Yediğine içtiğine dikkat etmez, ani hareketlerle bedenini zorlardı hep... Sorardım "iyiyim" derdi...

Bel fıtığı için gittiği hastaneden elinde, çok farklı tellerden çalan hastalıkların, reçeteleri ve ilaçlarıyla geri döndü... 

Endişeliyim...

O gittiğinde, kalan tek kanadım da kırılıyor...NaKHaR - (Annem'e)

01 Mart 2010




KANAAT



İşe başlayalı 2. hafta doldu bugün, o kadar zaman bekledikten sonra pasımı hızla atıyorum, iş yerinde oluşan sosyal yapı ne kadar iyi olursa insanın verimi o kadar artıyor, beklememe deydi nitekim, yapabileceğim bir işe, hoş muhabbetin tellerinde dolaşan muhabbet kuşlarından oluşan bir grup iş arkadaşıyla gün günden güzel geçiyor...

Gaykedi de rahat bir nefes aldı benim kıvranmalarımın bittiğini görünce, Tanrı işini bilir...

Bir arkadaşımın annesi TV'de izlediği bir psikoloji programından sonra acıyarak: "Kızım sen hiç depresyona giremezmişsin, sürekli kendine telkinde bulunan insanlar depresyona giremezmiş." demiş... Düşündümde harbiden ben hiç depresyona girmemişim, sadece ergenlik dönemindeki o kabul sürecimde zoraki birkaç antidepresan...

Ne diyecektim? Ha! İşe başladıktan sonra üç beş firmadan mail aldım "sizinle çalışmak istiyoruz" temalı, sınanıyorum deyip teşekkür ediyorum... Böylesi çok daha iyi, kararsız kalıyorsanız elinizdekilere kanaat etmeye çalışın derim ben...NaKHaR