bilinçaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilinçaltı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

06 Ekim 2014



BİLİNÇALTI OYUNLARIM - 4

Beni Unutma!

Her şey yedi saniye sürdü, kapıdan girdiğinde sırtım dönüktü, "Hoş geldin!" demek için yüzümü yüzüne döndüğümde dişleri dişlerime çarparak dudağımdan öptü... "Özledim!" dedi. Şaşkınlığımın verdiği kısık bir sesle "Ben de!" derken alnımı öpüyordu.

Gözlerimi kapatıp, sımsıkı sarıldım...

"Senden tek bir şey istiyorum." Soran gözlerle yüzüne baktım? "Uyandığında beni lütfen hatırla!" 

Yastığa sarılmış, açık pencereden giren rüzgarla vücudum, kaskatıydı... "Ne dedin?" diyerek uyandım...N

24 Kasım 2008



BİLİNÇALTI OYUNLARIM - 3

Tahta bir kapıdan çıktım önce, karşımda bir köy manzarası, kapının önüne doğru birkaç adım attım, küçük bembeyaz bir kuzu boynundan kafes demirine bağlanmış, kafesin ağzı açık, İçerisinde büyük bir köpek, onun boynunda tasma yok, “Tamam dedim şimdi saldıracak bana” ama olmadı… Beni tanıyormuş…

Çok uzakta bir tarlanın üstünde 3 tane, hani şu kahverengili beyazlı alman inekleri var ya işte onlardan, 2'si inek 1'i kesin erkek, diğerlerinin üstüne çıkmaya çalışıyor… Bakıyorum kocaman boynuzları var… “Buraya gelirmiş şimdi diye içimden geçiriyorum”
Yere bakıyorum 3 terlik iki tanesi sağlı sollu birbirinin çifti, diğerinin sağ veya sol olduğunu belirleyen herhangi bir kesimi yok… çift olanı giydim diğerini elime aldım…

Kafesin önünde diz üstü çöküp tek terlikle toprağı kazımaya başladım, arada bir başımı kaldırıp bakıyordum ki o bahsettiğim alman öküzü benim olduğum yere doğru koşturuyor…

Ayaklarım üzerine oturmaktan uyuşmuş kalkamıyorum, terliklerimi giyemiyorum, sürünmeye başladım kafese girmeyi düşünüyorum ama eve girmek daha mantıklı geliyor… Telefonun alarmıyla uyandım… N

30 Temmuz 2008




BİLİNÇALTI OYUNLARI - 2


Elimde bir kokteyl, etrafta yüzlerce insan vardı, hepsi eşimle olan düğün davetimize gelmişlerdi, Kadındım, sarışındım ve İngilizdim...

Eşim olacak adam ortalıkta yoktu, etrafımdaki insanların çoğu ingiliz ordusuna mensup askerlerdi, eşim komutandı, ben ise askerlerden biriyle gizlice bahçedeki kulübeye girdim, korkuyla karışık bir heyecan tüm bedenime yayılmıştı, içimden bir ses yakalanacağımı söylüyordu ama her şeye razıydım... Sevdiğim adamla beraber olamadıktan sonra diye düşünüyordum...

Kapı aniden açıldı, komutan olan (bir naziyi andıran yalanmış saçlarıyla) eşim, ve arkasında çok eski tüfeklerle askerleri vardı...

Sevgilim olan genç asker için "Vurun!" emrini tereddüt etmeden verdi... Ben yalvar yakar affetmesini dilesem de başarılı olamadım... Bana dönüp "Seni seviyorum ve ne yapmış olursan ol, seni affediyorum kaç git burdan" dedi...





Önümde kısa eğimi olan uzun, çimenlerle kaplı bir tepe vardı... tüm gücümle koşuyordum... Biliyordum ki arkamdan ateş edip beni öldürecekti eşim...

Etek ve topuklu ayakkabılar beni zorluyordu, ardıma bakmadığım halde, komutan olan eşimin beni öldürmek için eline T biçiminde ok fırlatan bir silah aldığını hissediyordum... Zikzak çizerek koşuyordum bayırı....

Sırtımdan saplanan ok sağ omuzumdan çıkmıştı, acıyordu, bir yandan koşturmayı sürdürüyor bir yandan da okun ucunu kırarak hayatta kalmanın hesaplarını yapıyordum...

Tepeyi çıkıp ormanlık alana girdiğimde, Bolu'da ki köy yolundaydım, erkek olmuştum 3-5 yaşlarında ve koşuyordum ileride annem vardı... kendimi güvende hissettim... Gözlerimi araladım sabah olmuş...

Belki dedim enkarnemi görmüşümdür.... Neden olmasındı.. Olabilir..N

21 Temmuz 2008




BİLİNÇALTI OYUNLARI - 1


Üstümde yazlık kıyafetler vardı ve mevsim kıştı, pencereden bakıyordum, evimizin içi 4. katta ailemle oturduğumuz ev, dışı ise sanki 1. kat gibi yere yakındı... Anneannem henüz yaşıyordu ve büyük ablamın simaen tanıdığım komşusu bizim apartmanda oturuyordu...

Bahçede yatağım vardı ve etrafında yarım daire biçiminde cam gibi buz tabakası oluşmuştu, sarkıtlar halindeydi... Bu doğaüstü görüntüyü, hiç kullanmadığım lg marka kameralı telefon ile çekiyordum ki görüntü birden (-) eksi zoom yapmışçasına uzaklaştı...

Sonra bir el çırpmasıyla ürperdim... dönüp arkama baktığımda tanımadığım bir yüz bana telaşlı bir şekilde bakıyordu... o an oturduğumuz evde ölmüş olabilecek birinin ruhu olduğuna karar verdim...
-
-


Yer hafif hafif sallanmaya başlamıştı, büyük bir deprem olacağını anlayıp annemlere haber verdim, onlar aşağı inmek için hazırlanırken bende kapıda anahtarla uğraşan anneme "ben kilitlerim inin" diye bağırdım...

Kapıyı kilitledim, içeride telefonum kalmıştı ve geri döndüm, telefonumu telaşla ararken tekrar bir el çırpmasıyla ürperdim, dönüp baktım ve karşımda çimen yeşili parlak gözleriyle yakışıklı bir adam ağzını açmadan telepati yöntemiyle "acele et" diyordu...




Tam kapıdan çıkarken tekrar geri dönüp unuttuğum birşey var mı diye etrafı kolaçan ettim ve aynı anda yine o el çırpma sesiyle birkez daha ürperdim, yine aynı adam "çabuk" diyordu yine telepati... Ben ise "tamam baba, tamam baba" diye telaşla dışarı çıkmak için kapıya yöneldim ve sarsıntı adım atamama engel olacak kadar sert bir şekilde başladı... Uyandım...

Aklıma takılan babam yeşil gözlü değildi, 54 yaşındaydı öldüğünde, sanırım yeni bir görünüme kavuştu öldükten sonra diye düşünüyorum... Böyle giderse bir yazı dizisi olacak bu enteresan rüyalarımdan tabii unutmazsam :) N