03 Temmuz 2009



HUZUR AİLESİ!

44 KİLOLUK DİŞİ BOKSÖR

Küçük ablamın boşanmayla ilgili mevzusundan şurada bahsetmiştim... içimin yağlarını eriten kısma gelmek istiyorum...

Eniştem yeğenimi alıp götürmüştü o gece, ertesi gün ben kendi evime dönmüştüm, annemler hiç olağan olmayan bir şekilde arayıp duruyorlar, ağızlarında bir bakla var ama anlamıyorum...

Aynı gün içinde 4 kez sınavlarımın nasıl geçtiğini sorup duruyorlar, işkillenmemek içten bile değil, burnuma kötü kokular geliyor derken...

Sınavlarım bitti kedimin yanında huzura erdiğim anda telefon geldi, yine bildik sorular nasılsın filan feşmekan...

Ardından ağızlarda gevelenen bomba patladı..



Küçük Ablam: Biliyor musun yeğenin sünnet oldu.. (evett güzel bir haber amaa) aynı zamanda görümcemi döverek hastanelik ettim... (kahkahalarla gülüyor) (kadın ablamın 2 katı)

Ben: Ne alaka? anlamadım nasıılll?

Ablam: Oğlumu benden habersiz sünnet ettirmiş bende ağzından burnundan kan gelinceye kadar dövdüm, oğlumu da alıp geldim...

Ben:!!!!!??!!!

Ablam: Enişten boşanma davası açmaktan vazgeçmiş, ayrı ev tutana kadar burda kalabilirsin dedi, bende keyfime bakıyorum... çelimsizim diye sesim çıkmaz sanıyorlar ama hepsinin hakkından gelirim çok şükür..

Ben: ahahaahhha ilahi abla... en iyisini yapmışsın nasıl rahatladım anlatamam...

Böyle işte dostlar ilk huzur kıvılcımı düştü bloğuma yangını durdurabilene aşk olsun... Bizim aile de artık bardağın yarısı dolu! siz de durumlar nasıl? NaKHaR

30 Haziran 2009





MEZUNİYET

Organizasyon konusundaki aksaklıkların canımı sıkması, her kafadan bir ses çıkması, sınavlara çalışmam lazım, tezimi tamamlamam lazım derken gündemimin mezuniyet balosundan çok çok uzaktaydı...

Arkadaşlarımın "sensiz eğlence olmaz" ısrarlarına rağmen gitmek için içimde en ufak bir istek yokken bir anda balonun yaklaşması, organizasyonun kusursuzlaşması yavaş yavaş gitme isteğini de beraberinde getirmişti bana...

Gitmeye karar verdiğim anda, kontenjan konusu nedeniyle gidemeyeceğimi öğrenmem bir olmuştu ve benim için mezuniyet balosu bir daha indirilmemek üzere rafa kaldırılmıştı...






Ta ki balodan bir gün önce arkadaşlarımın organizasyonu düzenleyen hocamıza saatlerce dil dökmeleri ve davetiyemi alıp adımı yazdırmaları neticesinde bana yaşattıkları şokla beraber son buldu tüm kararsızlıklar... Takım elbise, ayakkabı o bu şu derken herşeyi bir gün içinde halledivermiştim...

Gecede en çok dans eden, yetmezmiş gibi masaların üzerine çıkıp deliler gibi eğlenen sadece bizim masaydı... Arkadaşların haklı çıkmasına sevindim... Balo biterken bazı arkadaşlarımın sarhoş olup ağlamaları, sevgilileriyle tartışmalarını saymazsak muhteşem bir geceydi...

True Blue Beach / İstanbul'dan muhabiriniz NaKHaR :)

27 Haziran 2009





SKANDAL AİLESİ
(final)

- Kenetlen ya da Öl -

Bir kadın ekonomik özgürlüğünü ilan ettikten sonra, aile de tüm çarklar tersine dönmeye başlar ve sonuç gergin bir koca...

Küçük Ablam, ortanca ablamın boşanmasından da güç bularak, yaşadığı evin eniştemin sülalesiyle dolması (kardeşleri- kardeşlerinin eşleri vs) sıkıntılarından uzak duruyor bir aydır...

Geçen gün içimdeki sıkıntı büyüye büyüye eve gittiğimde "ohh dedim herşey normal" kandil münasebetiyle küçük ablamla aramdaki soğukluğu da dindirerek içimdeki sıkıntıya aldırış etmeden bir yere yayılmışım...

İki ablamın eşleri arka arkaya geldiler biri normal diğeri alkollü, ev sahibi sayılan ablam "benim evime allkollü giremezsin" diye başlayınca erkeklik damarı alkol aldığından daha da şişmiş olan eniştem küfretmeye başladı... "herkes kendi sorununu halletmeli mantığı" içerisinde hiç karşılarına geçmedim taki sesler yükselip dışarıdan duyulmaya başlayana kadar...

Baktım 6 yaşındaki yeğenim odanın ortasında bir teyzsine bir babasına bakıyor endişeli, alıp balkona çıkardım masal anlattım ona, psikolojisi bozulmasın gördüklerini algılayabileceği türden...







İçeriden çat küt sesleri geldiğinde ise odanın duvarları, halılar, koltuklar kan içindeydi, muhtemel kanın sahiplerine baktım teker teker onlarda birşey yoktu, en son alkollü olan eniştem takıldı gözüme kafasında koca bir yarık! zanlı olarak ablam takıldı gözüme, sonradan kendi kendine elektrikli süpürgenin demir uçlu sapını kafasına indrdiğini öğrendim, tabii olayları balkonda bekle dediğim halde peşimden geldiğini görmediğim yeğenim de gördü... Büyük bir ağlama krizine girerek tepkisini göstermesiyle aklıma gelen yalanların haddi hesabı yok!

Babanın kafasına çerçeve düştü! nasıl? bak benim saçım var babanın saçı az ya kafasına çerçeve düşünce kanadı birşey yok, eğer saçı olsaydı kanamazdı! dedim anladı ta ki annesi gelip "baban kafasına vura vura kafasını yardı" diyene kadar! Çocuğa anladığı dilden açıklama yapmam iyi olmuş olacak ki " hayır anne babamın kafasına çerçeve düştü ben biliyorum" demesiyle ablama göz kırptım...

Bütün bu gece neticesinde "eniştem ablama boşanma davası açacak, sigortalı bir işi olduğu için çocuğu ablam alacak, herkes kendi hayatına bakacak....

Gecenin sonunda ortanca ablamın söylediği, ve ağlayacak duruma getiren cümleyi sizlerle paylaşmak isterim... "Biz babamız gibi olmamalıyız! elalem iyi biz kötü olmamalıyız, birbirimize kenetlenmeliyiz, birbirimizi savunmalıyız, artık yeter bu kadar, götü açık gezdiğimiz." kardeşiz kavga etsek de birbirimize girsek de yine biz üzülürüz birşey olsa birimize...

Bu sebeple artık skandal ailesine burada bir son veriyorum sevgili dostlarım... ben yazdıkça skandalın ardı arkası kesilmeyecek çünkü... bundan sonra HUZUR AİLESİNDE görüşmek dileğiyle...

Temmuzdan itibaren bu sayfalarda... NaKHaR

20 Haziran 2009




HAD - SINIR - GÖRÜŞ


Hayatımda uyguladığım bazen kontrolünü yitirdiğim, ama aklımdan çıkmarmadığım, yaşamımı düzenleyen, yaşama alanımı koruyan kimine göre kurallar, kimine göre yaşam sınırları, ama bana göre hayatımın olmazsa olmazları...

Haddini bil!

Samimi ol, ama laçka olma, sınır çiz!

İşini zamanında tamamla ve teslim et!

Sınırını aşma, potansiyelini verimli kullan, en iyisini yapmak için uğraşma, çünkü bu, insanların senden yana beklentilerini arttırır!

Konuşacağın yeri, zamanı, kişiyi iyice tart!

Kavgada ilk darbeyi sen indir! ama bekle ki karşındaki kişi de sinirini boşaltsın, bu her iki tarafında canının yanmasını ve kavganın bitmesini sağlar.

Aklını kullan! ve problemin çözümü için denenmiş yollar bir işe yaramıyorsa, kendi çözümünü üret!

Hiçbir şeyin tamamen kaybolmasına izin verme, dostlarını ara, ölülerini an... Çıktığın hiçbir kapıyı kapama, aralık bırak, önüne terlik koy ya da anahtarı yanına al!

Zamana göre değiş, bedensel olarak evrilemiyorsan, psikolojik olarak evril!

Olumsuz etkilere tepkini gecikmeden ver, sonrasında insanların yaklaşımını değiştiremezsin!




Konuşurken ağzını aç, sesini duyurabilmek için gerekiyorsa bağır ama asla kendi kendine konuşma!

Sinirlendiğinde 60'a kadar say, çok değil 1 dakika sonra midende ki ağrı seni terkedecektir.

Kendin, sevdiklerin ve geleceğin için savaş!

İşini başkasının yapmasını bekleme, bu sana sadece zaman kaybettirir. Ve unutma "el elin eşeğini türkü söyleyerek arar."

Vakit buldukça ya da uyumadan önce gününü tart, gözlerini kapatmadan şükret!

Gücünü sına, kendini dene!

Olumsuz cümlelerden, bu cümleleri kullanan insanlardan uzak dur!

Dik otur, hızlı düşün, tempolu çalış, kararlı ol, öyle ki kararsızlık yavaşlatır.

Başkalarının halinden anlamaya çalış, ama kimsenin seni anlamasını bekleme!

Yanlış anlaşılacağını sezdiğin anda ya sus, ya da cümleni değiştir!

Sezgilerine güven!

İsteklerini dile getirirken net ol, onlara ulaşana dek elindekilerle yetinmeyi bil...NaKHaR

17 Haziran 2009




AŞK - ARKADAŞ

Birkaç arkadaşımla farklı zamanlarda, farklı mekanlarda yaptığımız sohbetlerde hep aklıma takılan ama, yazmaya bir türlü fırsat bulamadığım konular var aşk üzerine...

Çok değil birkaç yıl evveline kadar herşey sütlimandı insanların sevgi ve aşka bakışı, yaşayışı, yaşatışı... Msn'de uzun sohbetler edilirdi yeni tanışılan kişiyle ve iki kişi başkalarıyla yazışmadan birbirlerini tanımaya çalışırdı... kimse kimseden fotoğraftı, kamera açmaktı istemezdi, ya da istense de ısrar edilmezdi...

Şimdilerde ise birkaç kelimelik konuşmadan sonra, fotoğraflar uçuşuyor, kameralar ayarlanmaya çalışılıyor, insanlar birbirini tanıma fırsatı vermeden kamera açmayanı, fotoğraf göstermeyeni hemen engelliyor, gördüğüm bildiğim kızlı erkekli arkadaşlarımın aşk ilişkilerinden, anlattklarından ibaret tabii ki...

Kadın erkek ilişkileri hakkında ahkam kesmeyeceğim, hepiniz biliyorsunuz az çok, ama eşcinsel ilişkiler ahkam kesmeme çok müsait...

Eşcinsel arkadaşlarım arasında hep şu konu gündeme geliyor: "Benim hoşlandığım benden hoşlanmıyor, benden hoşlanandan ben hoşlanmıyorum..." ya da "kriterlerimiz uymuyor" gibi yavan bir fiziki etkilenme üzerine konuşmalar...






Diyorum ki: "Senden hoşlanan birini bulduğunda fırsat verirsen eminim ki sen de onda hoşlanacağın birkaç şey bulacaksındır."

Anlaşılamıyorum, hep %100 beklentilerimi karşılıyor mu düşüncesi... Birçok kanatlı insanı kaybediyorsunuz ister istemez, Onları üzdüğünüzde dünyada var olan karma nasıl çalışıyorsa bilemiyorum artık "sizi o kişinin konumuna yüzlerce kez getiriyor."

Aşk konusunda ununu elemiş biri olsam da gözünüzde tavsiyelerim var, ne istediğinizi bilmektir önemli olan, gerçekten dürüst olabilmektir kendinize, kimsenin kalbini kırmadan yürüyebilmektir sevgi beklentisi karşısında, hepinizin bir ruh eşi mutlaka ama mutlaka vardır...

O sen değilsin dememeniz gerekir, her karşılaştığınız kişiye ruh eşiniz oymuş gibi bakmanızı öneririm, nasıl bakarsanız öyle görünürsünüz başkaları tarafından...

Şuradaki videoyu izlediğinizde dediklerimi daha iyi anlayacağınıza eminim...NaKHaR

Önüm Arkam Sağım Solum Sobe