26 Aralık 2006





11 Aralık 2006

SON KEZ AŞK! - I
Aşkta hep bir taraf daha fazla sever! Bunun anlamı nedir? Hep bir taraf daha fazla ödün verir bence kişiliğinden, bir taraf dominantken, hep bir taraf diğerinin yanında daha pasifizedir...
* * *
Bir ilişki insana ne verir? Ve bir ilişki insandan ne götürür? Bir ilişki insana mutluluk verir... Evet sadece mutluluk! Mutluluğun her çeşididinden bir parça verir insana... Cinsel mutluluk, sosyal mutluluk ve birine ait olma, birine sahip olma iç güdüsü!
* * *
Ne götürdüğüne gelince; saymakla bitmez... Kişiliğinizi alır elinizden, sevdiğiniz tüm hobileri... şiir yazamazsınız, kitap okuyamazsınız, tek başınıza bireysel olarak hiçbir şey EVET! hiçbir şey yapamazsınız... Siz yoksunuzdur artık O vardır... Onun duyguları, onun sindirim sistemi, onun solunum sistemi vardır... ve en acısı ruhunuz ölmüştür... Onun ruhu vardır artık! Eşşeğin kulağına su kaçmıştır artık... öldüğünüzde de mezar taşınızda adınızdan başka bir şey yazmaz... Tabii kimliğiniz bulunursa!
* * *
Dibine vurduğunuzda ilişkinin, sizden geriye en ufak bir iz kalmamıştır... Kendini tatmin eden sevgili sizi aşağılar... Yerden yere vurur, kılınız kıpırdamaz... çünkü sizin için sevmek demek sevgiliye karşı hiçbir kalkanın olmaması demektir!
* * *
Ve içinizden bir şeyler koptuğunda görürsünüz ki, aşık olduğunuz kadında/adamda en ufak bir değişiklik yoktur... O aşkı kalbine maalesef indirememiş biçaredir.... Onlarda aşk, yalnızca beyin hücrelerinin renklenmesiyle nüksetmiştir... İnanın başka bir şekilde değil.... Siz ise bedeniniz yok olana kadar sevmişsinizdir... NaKHaR

24 Kasım 2006

BOŞVER..!
Eleştiriye kapalı bir kafayım
Adımı boşverin
Söylediklerimi...
Ben daha çok yaltaklanırım....
* * *
Toplumsal doğru
Dikte edilebilir doğuştan
Fakat
Kabul edilemez bir hal alır büyüdükçe...
* * *
Bu yüzdendir belki de
Kafa kağıdı mavi renkli aşklarım...
* * *
Eleştiriye kapalı bir kafayım
Adımı boşverin
Söylediklerimi de! ...NaKHaR...

23 Kasım 2006

MUTLULUK NEDİR Kİ? - II
Oysa teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Ne çamaşır yıkıyoruz ne de bulaşık, çayımızı kahvemizi makineler yapıyor. İslerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok iste! Bence doğanın kara bir laneti Biz ondan uzaklaştıkça, o da bizden bütün zamanları çalıyor.
* * *
Milan Kundera 'yavaşlık' adli kitabında; 'yavaşlık hep aldatır, hızlılık ise unutturur' diyor. Telefon hızlılık mesela, konuşulanları, söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaşlık, hep vardır ve hep hatırlatır. Evet freni patlamış kamyon gibi yasamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim artık. Aceleye ne gerek var? Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da yavaş...
* * *
Her şey bizim elimizde, sevgi de, aşk da, başarı da. Ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda... Can Dündar Derleme NaKHaR

16 Kasım 2006

AŞK KANUNU
Harris Aksiyomu :
Bütün iyiler kapılmıştır. Beraberinde düşünülebilecek bir diğer teori de Harika yaratık eğer kapılmamışsa mutlaka bir nedeni vardır!
Donckels Pazar Sabahı Kanunu : Pencere benim pencerem değil, oda benim odam değil, yanımdaki kim?
Onasis Kanunu : Para aşkı satın alamaz ama çok şeyi halleder.
Rudner Kanunu : Beraber olduğunuz erkek 1. Olgunlaştığında 2. Yeni bir iş bulduğunda 3. Tedavi gördüğünde düzelecek zannediyorsanız, bugün terk edin.
Evlilik Kanunu : Tek başınayken asla yaşamadığın sorunlara iki kişinin beraberce çözüm bulması sanat
Murphy Kanunu : Çöpü kim indirecek kavgası her seferinde çöp kamyonu sokaktan geçtikten sonra biter.
Frish Kanunu : Tanımadığınız bir kişi size bakıp garip garip gülüyorsa on tane açıklaması olabilir. Ama on kişi size bakıp garip garip gülüyorsa tek açıklaması vardır: Dükkanları kapatın!

01 Kasım 2006

PARDÖSÜNÜN SIRRI -I-
Tarikat erkeklerinin uzun pardösü giymelerinin nedeni; namazda eğildiklerinde arkalarındakinin aklına "başka bir şey" gelmemesi içinmiş.
* * *
Bir an için dondum ve düşündüm: Namaz kılıyorlar... Öndeki eğiliyor ve arkadaki onun bu pozisyonunu görünce demek ki aklına "başka bir şey" geliyor. İşte, arkadakinin aklına "başka bir şey" gelmesin diye de pardösü önlem olarak giyiliyor.
* * *
O zaman iyi ki pardösü var. Yoksa öndeki erkek eğilince, arkadaki erkeğin aklına "başka bir şey" gelmesi olasılığı var ki, bu iyi değil. Diyelim ki siz tarikatçı olmadığınız için bu değerli bilgilerden yoksun olarak namaza gittiniz ve pardösünüz yoooookkkkk....
* * *
Eğildiniz...
* * *
Elbette aklınıza "başka bir şey" gelmez. Ama arkanızda bir tarikatçı varsa, kendisi için önlem aldığına göre, demek ki aklına "başka bir şey" gelmesi olası.... Çünkü pardösünüz yok... Ve açık hedef teşkil ediyorsunuz. Böylece ben yere kadar uzanan pardösülerin sırrını çözerken, bir başka sırrın peşine takılıyorum... Devamı Aşağıda...
PARDÖSÜNÜN SIRRI -II-
Nasıl olur?.. Bir insan inançla ibadet ederken, bu gibi "başka bir şey" nasıl aklına gelebilir?Pekiiii... Namazında-niyazında olan milyonlarca vatandaşımızın aklına "başka bir şey" gelmiyor... Akıllarına gelmediği için pardösü giyerek önlem de alma gereğini duymuyorlar. Niçin sadece tarikatçıların aklına "başka bir şey" geliyor?.. Çünkü; bu tarikatlar; gerçek Müslümanların değil, dini çıkar amaçlı kullanan, üçkağıtçı ve samimi olmayan insanların örgütüdür.Pardösülünün, arkadakinden şüphelenmesi doğaldır.Haremlikler, çitle çevrili plajlar, İstanbul’da sırf kadınların girebileceği bir parkın kurulması (geçen gün Milliyet’te vardı), tümü "pardösü zihniyetinin" uzantılarıdır.Siz pardösü giymeseniz de olur... Bekir Coşkun'dan Derleme
YORUMSUZ! YOR(GUN)UM...
Eşcinselliğin tarihsel öneminden ve baslangıcından hatta doğadaki yerinden bihaber insanlarin, eşcinsel dedigin; hemcinsinin üzerine atlamaya hazir, yol yordam bilmeyen ve her daim sevişmek isteyen birer sapık zannetmesiyle tezahür edebilir. Ayrıca durumu, davranis açısından, hatta bazen fizyolojik olarak, kadinlikla eş tutup "bir insan eşcinselse kıvırtır, sesi incedir, bıyığı çıkmaz" gibi hurafeler çıkarmak ve sokaklarla dolaşmalarına izin verme lütfunda bulunduğumuz üçüncü bir tür muamelesi yapmak da tam olarak ayni seydir. İnsanin bilmediğinden korkması, korktugu hakkinda uydurmasının en güzel örneğidir...Derleme..NaKHaR

31 Ekim 2006

...VE KULLANDI İNSAN -I-
Mide sindirmek, gözler görmek, kulaklar duymak için yaratıl "mış" Var mı itiraz eden? Yok!
* * *
Ülkemin yobaz insanları demiş ki; Tanrı bir şeyi açık bir maksatla yapmışsa, geri kalan herşeyi bir maksatla yapmıştır, işine karışılmaz... Bir durumda Tanr'yı kabul edip, diğerinde ise yok saymak bayağı gülünç olur ne dersiniz? Sözüm ona yaratılmış olan her şey önceden düşünülmüş, düzenlenmiş (yalnız atlanmış olan nokta: insanların bu özellikleri nasıl kullandığıdır bence.)
* * *
Gelelim ayrıntılara; kulakların duymak, gözlerin görmek için olduğunu söylemek ne kadar doğruysa, burnumun dekoratif bir askı gibi gözlük takmak için, parmaklarımın şöyle en pahalısından tek taş pırlantalarla süsleyip konu komşuya caka satmak için var olduğunu söylemekte bence o kadar doğru! İnsanız nihayetinde bırakında bari kendi vücudumu istediğim gibi kullanayım...Devamı Aşağıda

29 Ekim 2006

ELMA FİL İĞNE...
Bırakın da geçelim feleğin çemberinden
Geçelim de görelim kaos neymiş
Komployla büyümüş bir bebeğim diyorum
Tv'yle küçülmüş bir beyin!
Uykuya kanmadan uyanmışım
Yeniden uyumak isteyenim...
* * *
Değil diyorum
Gerçek olamayacak kadar sahte,
Düzmece masal bütün bunlar...
Komploya kurban gitmiş, faili meçhul cinayetim
Öyle bir gizlenmişim ki cinnetin ardına,
Öyle bir çocuk ki yüreğim,
Elma! deseniz o an
Dışarı çıkacak gibiyim!
* * *
İğne deliğinden bir fil nasıl geçer?
Bana bunu öğretin...NaKHaR

28 Ekim 2006

CİNSELLİĞİN "EŞ" HALİ
Günümüzde belki de en çok karşımıza çıkan kavramlardan, kişinin üçüncü seçeneğe bakıs açısının, ön yargısının ve hatta kendini kabullenemeyişinin tek sözcükle ifadesi olan homofobi hastalığı, Latince'de "eş, ayni, ayni bütün içinde" olan "homo" Fransizca kökenli, "belirli durumlar karsisinda gösterilen korku ve tepkiler" anlamina gelen "fobi" kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur.
* * *
Öncelikle içinde negatifi,önyargiyi ve kabullenemeyişi barındıran hiçbir kavramin doğru ve iyiyi temsil edemeyeceğini vurgulayarak homofobinin insanlari; köşeleri önyargi, nefret, kabullenemeyiş ve insan haklarına itaatsizlikten oluşan ve radikal sınırlar çeken "haksiz yargilar bütünü" oldugunu hatırlatmak gerekir.Escinselliğin doğaya aykırı olduğunu savunanlar, escinselliği bir yasam sekli değil cinsel ilişkiler toplamı olarak görenler niçin aslında doğaya aykırı olanın kin, nefret ve önyargı oldugunu görmezden geliyorlar? Derleme NaKHaR

25 Ekim 2006

BIR YANDA ZAFER
BIR YANDA SAVSATA -I-
Yahudiler Hitlerin elinden kurtulduklarinda hiçbir seyleri kalmamisti. Birakin devlet kurmayi yiyecek ekmekleri dahi yoktu. Ancak uluslarasi alanda Almanya'nin soykirim yaptigini kabul ettiginde yahudilere tazminat yolu açilmis oldu. Yahudiler açtiklari davalarla neredeyse tüm alman sirketlerini ve alman bankalarini tazminata mahkum ettirdi.
* * *
Bugün satilan bir Mercedes marka otomobilden bile belli oranda Israil hükümetine pay gidiyor ve bu durum gizli degil, zaman zaman gündeme geliyor. Israil bugün dünyanin en zengin ülkelerinden biri. Ülkelerinde nükleer reaktörlerden tutun en son teknolijiye sahip uçak fabrikalari bile var. Devamı Aşağıda...

08 Ekim 2006

HAYAL ET"imagine"
Hayal et cennetin olmadığını,
denersen kolaydır,
cehennem yok altımızda,
üstümüzde ise sadece gökyüzü,
tüm insanların bugün için yaşadığını hayal et...
* * *
Hayal et ülkelerin olmadığını,
o kadar zor değil bu,
uğruna öldürecek ya da ölecek bir şey yok,
ve din de yok tabii..
* * *
Tüm insanların barış içinde yaşadığını hayal et,
hayalci diyebilirsin bana,
oysa yalnız değilim ben,
umarım bir gün sen de katılırsın bize,
ve bir bütün olur dünya..
* * *
Hayal et malın mülkün olmadığını,
merak ediyorum yapabilir misin?
ne açlık var ne de açgözlülük,
insanların hepsi kardeş,
tüm insanların,
tüm insanların dünyayı paylaştığını.
* * *
John Lennon'un efsaneleşmiş şarkısı..ABD' bir kilise tarafından kamuya açık yerlerde söulenmesi yasaklanmışTanrı'ya şükür dünyada Hayal Etmek yasaklanmadı...NaKHaR

04 Ekim 2006

"Dünyada iki tür hayal kirikligi vardir.
Birincisi, istedigini elde etmek; Ikincisi, istedigini elde edememek.
Ve bunlardan birincisi, gerçek bir trajedidir.."
Oscar Wilde

22 Eylül 2006

YAPRAK GİBİ SALLANMAYIN
IBorderline: Bu rahatsizlik son zamanlarda moda oldu. Ozellikle hayata atilmak uzere olan gencleri etkisi altina aliyor. Bu rahatsizlik aktif istikrarsizlik, dengesizlik, cevredeki okaylara asiri duyarlilik, kendine guvensizlik, kronik bir "bosluk duygusu" ve bir uctan diger bir uca savrulma gibi belirtilerle kendini gosteriyor. Belirsizlik ve kararsizlik, ortami da rahatsizliga surukluyor. Ekonomik ve toplumsal planda ise bu semptomlar, zaman zaman hepimizde goruluyor. Bir an ekonominin gelecegini aydinlik gorebiliyoruz, kisa bir sure sonra batmaya basladigimizi dusunebiliyoruz.
Asiri Rasyonalizasyon: William Glasser`in tanimladigi bu rahatsizliga tutulanlar; toplumdaki aksakliklar uzerine surekli konusur, fikir yurutur, firsat buldugunda tartisir. Ancak is eyleme geldiginde frene basar. Bu tip, hayattan korkusunu konusarak, gizlemeye calisir. Genellikle zararsizdir ama bu kisinin sozlerine kanip pesinden gidenleri hayal kirikligina ugratir. Bunlari TV kanallarinda cok gorebiliyoruz. Konusmalarin mantiksizlasmasi durumunda ise "logore" (laf ishali) teshisi gecerli olur.
Manipulatif Kisilik: Kendisini cok mukemmel gordugu icin hayatini, bakalarini "adam etmeye" adamistir. Diger insanlarin kisiliklerini yok sayar. Insanlari koyun gibi gutmeyi isteyenler de bu gruptandir. Bu tip kisilerin en olumlu olanlari, kendilerini diger insanlardan ustun gordugu "hosgoru"kelimesini cok kullanirlar. Kucuk-buyuk, zengin-fakir her canli varliga ve dogaya "saygi" duymayi ogrenen kisi ise bu rahatsizliktan kolayca kurtulur.Devamı Aşağıda
YAPRAK GİBİ SALLANMAYIN II
Sosyal Mazohizm: Bizde cok yaygindir. Bu rahatsizliga tutulan kisi, icinde yasadigi toplumu ve cevresindekileri hep cahil, tembel ve kotu olarak gorur. Goruslerini daima "Bu millet adam olmaz." gibi klise laflarla ozetler. Psikologlar, bu kisilerin kendi basarisizliklarina mazeret bulmak icin herkesi kotu olarak gostermek istediklerini soyluyor.
* * *
Kronik Bagimlilik: Bu kisilik bozuklugunda kisi, kendi kisisel basarisi icin hep baskalarinin destegini arar. Isler kotu gittiginde ya da basarisiz oldugunda ise baskalarini suclar. Suclu, ailede baba, is yerinde mudur, toplumda ise devlettir. Iyice kizdiklarinda "Nerede bu devlet?" diye bagirirlar.
* * *
Karamsarlik: Biraz "Dogu Akdeniz huznu" biraz da "Ortadogu'nun melankolisini" katin. Ekonomik ve toplumsal sorunlarin ortaya cikardigi; korku, endise, tedirginlik ve bikkinligi da bunlara ekleyin. Sarkilarimizdaki aci, uzuntu, keder... turkulerdeki dertleri, yara ve sizilari hatirlayin... Alin size ortaya bir karisik konu...Iste size milyonlarca "bicare" insan! Karamsar insanda "cesaret, azim, kanaat etme" diye birsey yoktur. Karamsarlik insanin kanini sogutur, enerjiyi, dinamizmi ve yaraticiligi yok eder...NaKHaR

21 Eylül 2006


GAY DÜĞÜNÜNE ENGEL!
Alanya'da izledikleri bir Türk düğününden etkilenip,"Biz de burada görkemli bir düğün yapıp evlenmek istiyoruz" diyen iki Danimarkalı eşcinsel,
Alanya Müftüsü Muhammed Gevher'i kızdırdı.Eşcinsel çiftin düğün kararını "insanlık ayıbı" olarak niteleyen müftü,"Hiçbir dinde böyle bir şey olamaz. Bu tür şeyler başımıza felaketler getirir. Yaygınlaşması halinde bela ve musibetler üzerimizden eksik olmaz. Bu düğün düşüncesi kabul edilemez" dedi.
* * *

Ah! din denen mereti hayatımızdan bir çıkarabilsek, neler olacağını hep birlikte göreceğiz... Dine inanan şahsiyetler bilmiyorlar mı ki din, Tanrı'nın yarattığı varlıkları reddetmektedir... O günleri görebileceğime inanmıyorum ama umudum da yok değil... NaKHaR

19 Eylül 2006


CUMHURBAŞKANI OLMAK

Fransa'da bir müstahdemin fikirlerini öğrenmek istyorlar ve soruyorlar:-Farzet ki Cumhurbaşkanı oldun, ne yapmak istersin?Müstahdem bu soru karşısında fena halde bozuluyor:-Ben yapamayacağım şeyi hayal etmem. Bana işimle ilgili ne yapacağımı soruyorsanız anlatabilirim. Gerisi boyumu aşmak olur... Aynı soruyu Türkiye'de sormuşlar ve tabii ki bizim müstahdem tüm yapmak istediklerini tek tek sıralamış...Aytaç Gıda'nın Bölge Müdürü Mehmet Emin Yazıcı'dan


"Artık yorum sizin..!"
II. FREUD'UN ANAL DÖNEMİ (2-3 YAŞ)
Çocukta bu evrede birbirine zıt iki egilim arasinda bir seçim yapabilme yetisi gelişir. Örn; çocuk önce annesine sarilir,sonra onu iter. Kakasini inatla tutabilir ya da bunlari öfkeyle firlatircasina birakabilir. Özerklik duygusu birbirine zit istek ve egilimler arasinda bir seçim yapabilme gücüdür. Çocuk içinde bulundugu toplumun beklentilerine göre bazi şeyleri yapmayi ögrenirken, cezalarla karşilaşirsa, utanç ve seçim yapabilme yetilerinin gelişimi bozulabilir.Bu dönemin tehlikesi,utanç ve kuşkuculuk duygularinin aşiri gelişmesidir.
III. FREUD'UN FAALLİK DÖNEMİ (3-5 YAŞ)
Ilk iki dönemde çocukta güven ve özerklik duygularinin temeli atilmişti. Bu dönemde ise,çevreyi keşfetme ve ona egemen olma amaciyla girişim duygusunun temelleri atilir. Çevre tutumlari hep baskili,engelleyici oldugu sürece çocukta merak etme, amaçta israr etme, başarmaktan zevk alma duygulari saglikli gelişemez. Gene bu dönemde çocuk hizla olgunlaşirken, cinsel organlara yönelik ilgileri de artmiştir. Bu merak onu, çocuklar arasi cinsel oyunlara,büyüklerin cinsel yaşantisina aşiri ilgiye götürebilir. Bu dönemde aşiri korkutma,suçlandirma,ceza çocugun ileriki yaşaminda cinsel sorunlar yaşamasina yol açabilir. Ebeveyn ile özdeşim yaparak çocuk benligini geliştirir,üst benlik oluşmaya başlar.Bu dönemin tehlikesi,aşiri suçluluk duygusunun gelişmesidir...Devamı Aşağıda

18 Eylül 2006

YURDUM İNSANI
Ayni sirkete ait iki otobüs yolda karsilasti, söferler ellerini birakip selamlastilar 52 kisi öldü.(MUGLA)
Odun kesmek için ağaca çikan adam Nasreddin Hoca fikrasinda ki gibi oturdugu dali kesince dalla birlikte yere çakildi. Hastahanede öldü. (ANTALYA)
Bir anne yagmur girmemesi için bacayi tikadi duman çikamayinca evin içine karbonmonoksit doldu.Anne ve bir oglu öldü, 3 yavru komada. (ISTANBUL)
Asabi çoban ot yemeyen koyunu tüfegin dipçigiyle dövmeye basladi. Tüfek ates aldi çoban öldü. (BITLIS)
Duvari yikip iki odayi tek oda yapmak isteyen adam isi abartti. Duvar için kazma yerine dinamit kullandi. Mahalleyi havaya uçurdu, yaralandi. (ESKİŞEHİR)
Saskin köylü 3 katli evin terasinda buzagi beslemeye basladi. Buzagi bir süre sonra 250 kiloluk dev bir inek oldu. Inegi vinçle indirdiler. (ISTANBUL)
Kurban Bayraminda beraber deve kesmeyi planliyan 2 aile arasinda çikan tartisma sonucu jandarmanin aldigi karara göre deve 2 ye bölündü. (AGRI)
Ne denir bilmem ki, Güler misin? Ağlar mısın?

17 Eylül 2006

İLİŞKİNİN 10 EMRİ
I. KABULLENMEK!
İki şeyi kabul etmek zorundayız. Bir; aramızdaki iktidar sorununu: İktidar ilişkileriyle sarmalanmış bir dünyada iktidardan arınmış bir ilişki mümkün değil... Gücümüzü karşımızdakinin burnuna sokmayıp olan güç dengesinin kalıcı olmadığını bilerek içimizi ferah tutacağız.. İki; iki insanın birbirini aynı şiddette sevmesinin mümkün olmadığını..Sevginin tavan veya taban yapması kalıcı değildir. Az gibi gördüğünde daha çok çok gördüğünde de korkup daha az sevmeye çalışacağız... İkisi de gereksiz yorgunluk
II. İZİN VERMEK!
Karşımızdaki insanın kendisi olmasına izin vereceğiz.. Bize uymayan yanlarını kısırlaştırmaya kalkmayacağımız gibi, bizde kendimizi eksilten bir çabaya girmeyeceğiz..
III. BELDEN AŞAĞI VURMAMAK
Onun kişiliğini yakacak şeyler söylemeyececek; zaaflarını koz olarak kullanmayacağız.. Sevdiğimiz insanı "yenmek" için kavga etmeyeceğiz. Bir insan sürekli kendisini aşağılayan bir ilişkiye katlanamaz. Katlansa bile böyle birine biz katlanamayız...
VIII. ÖĞRENMEK
"Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur" cinsi bir ilişki tıkanmaya mahkumdur! Birlikte yeni şeyler görmeye, öğrenmeye, yeni maceralar yaşamaya bakmalı... İlişkinin enerjiye ihtiyacı varsa, kendimizi akışa bırakmalıyız...
IX. ANTRENMAN YAPMAK
Birbirmize çok yapışıp kaldığımız anlarda derhal ufak çaplı bireysel yaşama antrenmanlarına girişmeli, onu da bireyselliğe itmeliyiz... Bu ilişkiye yeni enerji girişi sağlayacağı gibi, kendimizi kaybetme korkusundan da uzak tutar. Kim olduğumuzu unutmamalıyız..!
X. DİKKAT ETMEK
En önemli emir bu! En önemli şey ilişki değil, O ve Ben! Ayrı ayrı, ikimiz de birer insanız. Bu sınırsız olanak ve olasılık demek. Yani gerekiyorsa, canımızı sıkıyorsa, ilişkiyi de boşverebilmeliyiz! Onu işte bu kadar sevmeliyiz...Hepsi bu kadar!
Olur mu, olmaz mı? Bilmem. Siz karar verin...NaKHaR

16 Eylül 2006

HUYSUZ VİRJİN I
"Eşcinsellerle Ahbaplık Etmeyi Sevmem"Seyfi Dursunoğlu; nam-ı diğer Huysuz Virjin, Esquire'ın eylül sayısına gençliğini, okul yıllarını, yalnızlığını ve Huysuz Virjin'i anlatmış: Benim biriyle ahbaplık etmemin şartı dürüstlüktür. Eşcinsellerle ahbaplığı sevmem. Orasını burasını kestirip E-5'e çıkanları kast ediyorum demiş.
* * *
Boğaziçi Lisesi'nde yatılı okurken adım 'beyaz mendil'di. Nedeni; Vapura bindiğimde önce mendilimi açar, öyle otururdum. Çünkü nizamiyeden çıkmadan muayenemiz yapılırdı. Ufacık bir kir varsa üzerinizde, o hafta çıkamazdınız izne.
* * *
Genç Seyfi Dursunoğlu kibar ve yakışıklıydı. Ben Beylerbeyi'nde mutaassıp bir ailenin çocuğu olarak geçirdim delikanlılık dönemimi. Bizim zamanımızda şimdi olmayan bir dostluk vardı.Beylerbeyi'nde bize 'Beş S'ler derlerdi. Beş arkadaştık beşimizin de ismi S ile başlardı.
* * *
Yeni memurluğa başlamıştım o zamanlar. Bir tek ben kendi paramı kazanıyordum onlar baba parası yiyordu. Sonradan her görüştüğümde birinin ölüm haberini alıyordum. En büyükleri bendim oysa ki. Bir ben kaldım. Hep 'Zeki Müren bekliyor beni yukarıda' diyorum çünkü yukarıda bir kankam yok. Ablam var ama tanınmış biri değil. Onu söyleyince de ilginç olmaz. Özal bekliyor desem de ...

15 Eylül 2006

İNSAN TEKELİNDE OLMAYAN TEK ŞEY
"ECELDİR!"
1998'de bir Fransız oldukça karmaşık bir intihar girişiminde bulundu.Bir deniz kıyısında yüksek bir kayalığın tepesine çıkıp boynuna bir ip,ipi de büyük bir kayaya bagladı. Sonra zehir icti ve kendini atese verdi.Ucurumdan atlarken de tabancayla kafasina ates etti!Ama ilginç olan şu ki; kursun onu ıskalayıp ipi kesti,böylece adam suya düstügünde asılı kalmadı.Soğuk su yanan elbiselerini söndürmekle kalmadiayni zamanda adamı şoka sokarak yuttugu zehiri kusmasını sağladı.Sudan bir balıkçı tarafından çıkarılıp hastahaneye götürülen adamorada hipotermi'den (vücut isisinin asiri düsmesi) dolayı öldü...

14 Eylül 2006

AKTİF'İM GAY DEĞİLİM SORUNSALI
İslam ülkelerinde görülen bir durum. aktif eşcinsellerin kendilerini kandırma çabası...
* * *
İstanbul'da otoyollardan akin akin travesti kaldiran biyikli anadolu hanzolarinin agzindan duyabileceginiz bir tur savunma. gunluk hayatta agzindan "i*ne" lafi dusmeyip de geceleri onlardan biri oldugu gercegini gururuna yediremeyen okuzlerin tesellisi...
* * *
hala cinselliği almak ve vermek gibi etken ve edilgen yapıya ayırıp, aktif (etken) rolü üstlenmeyi marifet sanan insanların, eşcinselliği de sadece götle ilişkilendirebildikleri için ve aktif (!) olarak daha da olaydan sıyrılıp yakalarını kurtaracaklarını sandıkları için türemiş kelimeler bütünü!! aktiflikle kahramanlığı bir tutan insanımın durumu çok vahim.. alan kim, veren kim komşu? neye göre kime göre, üstelik alıp veremediğin ne?
* * *
yaşam felsefesi* "delik olsun tenekeden olsun,sok da penisin tetanos olsun" olan kişinin eşcinsellik suçlamalarına verdiği cevap...
* * *
Kadınlarla olan tek tensel temasını migrostaki kasiyer hanımın para üstünü kendisine vermesi sırasında yaşayan, yaşadığı kadar yılı abaza geçiren, kadın cinsel organını, kankasının eliyle kendi elini birleştirip arasından bakma suretiyle simüle ederek rahatlayan, lezbiyen kanallarından çıkmayan abaza atların, gay kanallarında aldıkları tavırdır. Bunların köyde olanları eseklerle yetinir.
* * *
bu söyleme sahip şahıslar "kadın" yerine "bayan" ya da "bağyan" kelimesini çok sık kullanır...

09 Eylül 2006

ANNE ... DEĞİLDİR ARTIK
Bir anne gözlerini bırakır
Uyuyan çocuklarının yanında
Anne anne değildir artık
Kör bir aşıktır...
* * *
Annenin aşkı saltanattır
Babadan oğula, çocuklarına...
Bir tehdit varsa eğer
Melek şeytana döner,
Anne cellada!
Şeytan da melektir zaten
Ademle Havva'yı
Elmayla kandırmış olmasa...
* * *
Anne insan değildir artık
gözdûr kulaktır
Çocuğun göğsûnde atan candır...
Anne canlı değildir artık
Yaralı kahramandır...
Anne melektir...
Anne dipsiz deniz
Ve her ana kucağı
Cennettir!... NaKHaR

31 Ağustos 2006

17. yy: benim gibi düşünmeyeni öldürürüm.
18. yy: benim gibi düşünmeyeni yargılar sonra öldürürüm.
19. yy: benim gibi yüşünmeyeni yargılar sonra hapse atarım.
20. yy: benim gibi düşünmeyen salaktır.
21. yy: benim gibi düşünmeyenler de mi var?
Kadınlar...
i.o. 1500: en iyi savaşçıyla yatmalıyım.
i.o. 300 : en iyi filozofla yatmalıyım.
i.s. 1600: en iyi sairle yatmalıyım.
i.s. 2000: en zengin işadamıyla yatmalıyım.

17. yy: erkeklerle tanışmak ahlaksızlıktır.
18. yy: yeni tanıştığınız bir erkek ile izinsiz kahve içmeniz,
19. yy: yeni tanıştığınız bir erkekle ilk buluşmada öpüşmeniz,
20. yy: yeni tanıştığınız bir erkekle ilk buluşmada sevişmeniz,
21. yy: tanımadığınız bir erkekle sevişmeniz ahlaksızlıktır.
17. yy: sizden yaşca büyüklerle aynı alanda bulunmak terbiyesizliktir.
18. yy: sizden yaşca büyüklerle aynı alanda oturmak terbiyesizliktir.
19. yy: sizden yaşca büyüklerin yanında bacak bacak üzerine atmak,
20. yy: sizden yaşca büyüklerin yanında küfür etmek terbiyesizliktir.
21. yy: sizden yaşca büyüklerin yanında sevişmek terbiyesizliktir.

23 Ağustos 2006

SOKRATESVARİ DENEN AŞK
Alkıbiades'in
(Kendisi Sokrates'in en gözde öğrencisiydi)
aşka yorumu şöyleydi:
"Çenede tüy bitmedikçe,
Güzel oğlan seveceksin!"

Theodore de Beze
kilisesindeki erkek sevgilisinden yana
vaaz verirken şunları söylemiştir:"Amplector hunc et illiam" **
** "Kadını da erkeği de kucaklıyorum"

Plutarkhos
Gevezelikleri arasında, ,
aşk diyaloğu üzerine konuşan birine
şunları söylediğinde bulunduğu
mecliste şimşekleri üzerine çekmişti:
"Kadınlar gerçek aşka layık değildir..."

Eski zamanların bilimi ne kadar kesin ise,
Sokratesvari aşkın aşağılık bir aşk
olmadığı da o kadar kesindir..

Luius tarafından kurulan aşıklar alayı,
birbirleri için can vermeye and içmiş,
yenilmez genç ve yakışıklı şavaşçılardan
meydana getirilmiştir...

Sextus Empiricus
ve daha başkaları Pers yasalarının erkek seviciliğini
tavsiye ettiğini söylemişler ve perslerin
yasa kitabında yazılanları aynen ortaya koymuşlardır...

Ve son olarak Keykavus adlı ufak çapta bir hükümdarın,
oğluna nasihat olsun diye yazdığı öğütlerin kitabıdır...
yazın avratlara kısın da oğlanlara meyletki vücutça sağlam olasın.
zira avrat teni soğuktur, kışın iki soğuk dokunur;
oğlan teni ise sıcaktır, yazın iki sıcak kurutur’’

22 Ağustos 2006

Küçük İskender'den
1- Tarihe en büyük savaş diye geçsin, g*tümüzle devirdiğimiz dağ gibi aşklar...
2- Sert kahveler sert s.kler gibidir, insanı beş dakikada kendine getirir...
3- Yer yokluğundan aynı mezara gömülür ya insan, yaşadığı ve hüsranlaiten her yeni aşkı, eski aşklarının üstüne gömmüyor mu?
4- Bacağı kırılınca işe yaramayacağı için öldürülen atlar, kaç sevgilini sırf bacağı kırıldı diye vurdun sen?
5- Bu hep beklenen embriyo, bu şehir efsanesine dönüşen dram, kuyruğuna sakladığı erkekliğiyle deniz kızı, yarın karaya çıkıp, ağlaya ağlaya yürüyecek ilk defa...
6- Bugün sana bir kurban kestim bak hala kanıyor bileklerim...
7- Aynadaki yansımasını beğenen her erkek biraz eçcinseldir, neticede beğendiği seksi bulduğu penisi eline alıp mastürbasyon yaptığı mutlu etmeye çalıştığı bu yansıma bir erkeğe ait değil mi?
8- Kırbaçlanan tanrıların sırtında çıkar anca kanat...
9- Eşcinsel olmak kadın olmaya özenmek değil, erkek olmanın görkemiyle kendi ırkına dönmektir...
10- S*kimi kaldırmayan cenazemi kaldırmasın!
GAY KAVGASI
Oral Kavga;
Adından da anlaşılacağı gibi ağız dalaşı,
eşlerin birbirlerini dil darbeleriyle
yaralayıp üzmeleri...
Anal Kavga;
Eşlerden birinin lafı g.tünden anlaması sonucu
ortaya çıkar...
Aktif Kavga;
Aktif pozisyonda bir kavgadır, aktif erkek
pasifi altına alır ve eşek sudan gelinceye kadar
döver, eğer rahatlamazsa sonunda onunda
pasif olma zamanı geldi demektir...
Pasif Kavga;
Pasifin baskın olduğu bir kavga çeşididir,
aktif olan bir erkeğin dayak yemesi
onun bütün karizmasını yerle bir eder
artık hiçbir eşcinsel ona vermez..
Grup Kavga;
Eşcinsel kavgası arasına girilmez
girilirse grup olur...

15 Ağustos 2006




İYİ KÖTÜ SEVDİK BİZ


Çoğumuz aşkta kötüleri seçmisiz. Bizi bas taci yapanlari degil, üzenleriÇünkü sevilmek degil "önce sevmek" istemisiz... Iyi erkekler bizi sevenler, kötüler ise bizim sevdiklerimiz... iyilerin iyisi, demis ki bize: - "Buradayim, seninim... gel dediginde gelirim...!" 
GARANTI vermis.

Hiç yitirmeyecegin birisi için sen savasir misin ki? Kim, hiç kaybetmeyecegi birisi için yanip tutusur? Her an kaybetme korkusu olacak ki, elimizde tutmak için çabalayalim değil mi?

"SENINIM! SEN DE BENIM!" sözleri bastan kaybetme nedeni sayilmaz mi? N

14 Ağustos 2006



"Kendine doğruları söylersen, o doğrular seni özgür kılar!"
incil'den


Her eşcinselin hayatında, eşcinselliğini değil başkasına, kendine bile itiraf edemediği dönemler olmuştur...


AH TANRIM!

ne zaman öğreneceğiz olduğumuz gibi görünmeyi ya da göründüğümüz gibi olmayı..? N


Bir orospuyu azize yapar aşk ve bir azizeyi orospu, uçarı bir çapkınken sevecen bir adam, oynak bir kadından sadık bir eş, ürkek bir genç kızdan tutkulu bir yosma çıkartır ortaya.....

"Ahmet Altan, Karanlıkta Sabah Kuslari"