14 Mayıs 2016
23 Nisan 2015
21 Nisan 2015
02 Ocak 2015
Ki korkmam.
Çamurdan mı olmuş insan, hamurdan mı?
Yoksa yalandan mı?
Kıldan inceydi,
26 Aralık 2014
12 Aralık 2014
29 Ekim 2014
27 Eylül 2014
05 Eylül 2014
Ne geldiyse başıma,
Senin merakından!
26 Ağustos 2014
Boy verdiğim yerde ölür,
bir kaşık suda boğarım kendimi.
Artistliğimi dilime nakşederim!
Büyümenin onda dokuzu,
kazık yemek, nasıl olsa hayattan...
Özrüm büyüktür kabahatimden.
yastığa, yorgana ve çarşaflara...
Yanık kokusu alırım kalbimden!
Ölürken kaskatı kesilirim!
O günü de aşkla yaşarım! N
14 Ağustos 2014
12 Ağustos 2014
27 Mart 2012

SEVGİLİ'ye
Ben sana gelmiştim,
Ayaklarım henüz çıplak,
Kalbim henüz boş…
Benden yaşlı, benimle yaşıt ve benden genç
henüz geçmişti
Bir motor kalbinin üstünden…
Gözlerin vardı senin balköpüğü,
ve dudakların…
Öperken dudaklarım arasında kaybolan,
Dişlerin vardı senin inci inci, sıra sıra
Ve tenin…
Azıcık güneş görse alev alev kızaran
Sen vardın bende
Aklını, kendini unutan
Ben senin peşinde,
Ben kendi peşimde…
Senin yaşın aynıydı yıllar geçtikçe
Ben sana yetişirdim,
Sen ellerimden tutardın
Yürürdük her yere…
Senin beni sevmeni seviyorum…
Seni sevmeyi seviyorum…
İyi ki doğdun sevgilim…
18 Kasım 2010

MERMER
Şimdi geçerken bir şehr-i ölü'den
Kefeni yırtıp beni izlemeye koyulur sakinler
Diri bir vücut
Canlı bir ten
Bu mermer de aşınır
Solar ten
Söner fer
Hangi kefenci sarar tenimi o vakit,
Şehvet sarmadan bedenini,
Hangi pamukçu tıkamaya kıyacak kuytularımı
Hissizce!
Olsun varsın
Kim bilir
Belki toprak altında vardır
Bu bedene hakkını verecek
Börtü böcek, yılan çıyan zebani
Ne bileyim iste,
Belki bir enkarnem iner bereketli bir rahme
Kadın olurum, erkek olurum, bu kez belki ibne olurum!
Yine mermer tende kuytularımı
Aşkla doldururum!
Nakhar 2010
30 Eylül 2010
ÇARK
Tıkır tıkır işliyor şehrin çarkları
Birbirini götürüyor doğada iki yabani
Hem teşhir ediyor ruhunu,
Hem utanıyor bedeninden
Amma velâkin ersuyuyla yıkayabiliyor mahremiyetini
Özümsenmiş parklar camekân içinde bir yatak odası
Tanımadığı yüzlerde aşk arıyor internet soytarısı
Ve ücra hamamın birinde,
Ayrılırken kirinden teni,
Yunuyor bedenini
Oğlancı güruhu yapar eder de
Uyuşmuş bilinçaltında vıttı vızır bahaneler üretir
Su değmemiş erkekliğine
-den sonra bir bakire bulup
Akıtınca iki damla kırmızı şarabı
Silindi sanır oğlancı yanı
Veledi düşünce uçkurundan kör rahme
Kendi kuyruğunu yakalamaya çalışır
Kısırlaşmış fikri içinde
Girecek bir delik arar beynini kemiren fare
Yıkadı mı kurtuldu sanır
Ne olsa elinin kiridir sokaktaki er fahişe!
Nakhar - İstanbul - 2010
30 Temmuz 2010

TANIDIK YABANCI
Ne zaman yabancı oldu bize
tanıdıklarımız?
Hayat gailesinde yoksa,
bu kadar çok mu,
derinlere dalmışız?
Ne zaman çekilmişiz bu kadar kabuğumuza,
Dört duvara anlatır olmuşuz hikayemizi,
Cenin pozisyonuna dönmüşüz sanki,
Bir o kadar hayatın içinde,
Bir o kadar uzak hayattan...
Ne zaman ölmüş ebeveynler,
ve ne zaman birey olmıuşuz,
ayrılarak rahmimizden...
Emekliye ayrılmadan
İnmiyor mu raflardan
Fotoğraf albümleri,
Telefon rehberleri
tozlanmadan...
Dün bitti,
Yarın ne getirecek belli değil,
Bugünden aramalıyız belki de
Aklımızın bir köşesinde aramak için
beklettiklerimizi...
NaKHaR 2010 İstanbul
04 Mayıs 2010

Kelimeler tutuşurdu bir kavgaya
Ben "erek"siz kalirdim,
Adrenalin beynime sıçradığında
Ben erekte olurdum
Kelimeler iterdi, kovalardi birbirini...
İçinden çıkılmaz fikirlerde,
Şehvetin önünde,
Hep düz bir duvar olurdu nokta.
Kelimeler düz duvara tırmanırdı
Ve Kağıdın boşluklarına
Anlamlarını boşaltırlardı...NaKHaR
2010 - istanbul
16 Şubat 2010

Gidiş gelişlerim,
İçimden yeni hücreler doğurur...
Kalbim kaynar o vakit!
Vücudum kan ter içinde,
Terimden yeni bir can peydah olur...
Evirir çeviririm de önümdeki resmini hayalimin,
Bilemem ne getirir,
Tanrı'nın kaderimdeki eli...
Aklım dağılır, ben olurum!
Otuz yedi derecede.
Nefes nefese,
Titrerim, içim akar!
Getirebilmek için yaşam suyumu
Mumlar yakmalı zıhnimde
Ruhumun karanlık oyunu...
Aklım dağılır, ben olurum!
Tüm saatler sustuğunda
Köşeli bir zevk düşer kasıklarıma
Tangır tungur
Akarken ben sana doğru...NaKHaR
17 Kasım 2009

ISLAK
Bir pınarın başında,
Demlenirdim ben,
Acıya da yürürdüm, sevince de...
Uzun ve siyah ve kırılgan,
Köprülerim vardı uçurumlarımda...
Ben ağlardım,
Ben düşerdim ve yeniden doğardım,
Yok oluşumla...
Sevgiye de gelirdim, öfkeye de,
Kristal yansımalar olurdu eteklerimde
Ve bir ışık huzmesi çevrelerdi her yanımı...
Bendim o gözdeki ateş, o buğu,
Her bir damlam iz bırakırdı ardında
Siyah ve uzun ve kırılgandı köprülerim
Atlardım umarsız,
Ve bir el dokunurdu can damarıma
Sadece bir ışıltı bırakırdım
Ve tüm köprülerim kapanırdı ardımsıra...NaKHaR
fotoğraf : Evelyn Arthur Richman
22 Eylül 2009

EYLÜL RAPSODİSİ
Karanlık sabahlara uyanırım
Aylardan melankoli
Elim boş, yanım boş, aklım...
Sonsuza dek kalmayı istesem de
Gitmeyi özlerim arada bir...
Büyüyen bir tınıdır içimde hayat,
Bir acı akar vücudumun ekseninde
Uyanırım gözlerim yanar,
Çukurunda su birikir,
Dilimde tüy biter konuşmaktan
Ucunda söz birikir
Söyleyemem acım büyür,
Susarım...
Elimde aşk, yanımda aşık aklımda meşk var...NaKHaR











