31 Ocak 2009




AŞIKLAR VE KÖPEKLER


Aşk, yüce duygu, insan denen canlıya bahşedilmiş en mükemmel bakış açısı tabii huzurlu bir ilişkisi olanda tezahür ettiği anlamıyla...

Ben o birçoklarının gıptayla baktığı bir aşk yaşıyorum, bu bir hayal değil, karşılığını bulmuş bir özveri...

Tanıdığım aşıklar var, kimisi bizim gibi çok fazla dile getirmeden, birkaç ufak nüansla belirtiyor aşkını... Kimisi yedi düvel duysun istiyor, kimisi de aşka karşı inancını hiç yitirmeden aşığını arıyor...

Tüm bu kişiler aşıkları oluşturuyor dünyada, aşkı hakettiği yere yerleştiriyor, hayatının en mükemmel yerine...

Köpeklere gelince, onlar aşk nedir bilmeyenler, aşktan ağzı yananlar, aşkı kalbine indirememiş ve anlamına erişememiş olanlar, hatta ve hatta aşıkların aşkına darbe indirmek, onları parçalamak, ayırmak için her yolu denemekten çekinmeyenler olarak çıkıyor karşımıza...






Kimisi anonim yorumlar yapıyor aşka olan nefretinden, kimisi feci derecede kıskanç, iyi olanı yok etmek için ne kadar negatif hisleri varsa ortaya koymaya çalışan şeytan, kimisi aileden, kimisi dost diye bellediklerinden çıkıyor...

Bir soğuk bakış hissettiriyor neler düşündüklerini, en zayıf noktanız ne ise oradan saldırıyorlar...

Uzak tutun onları. Ben bunun için çabalıyorum, ailem sustu, anonimler sustu, ama o soğuk bakışlıları defedemedim henüz, en sinsileri de onlar, en çok ürkmeniz gerekenler...

Hepsi bir araya geldi mi çıkan fırtınada ayrılmamak için sıkıca tutmalısınız aşkınızın elini, onun gözlerinden ayırmamalısınız gözlerinizi. O fırtınalar çıktığında korunamazsanız yıkılır duvarlarınız, aşk sırtını dönüverir ve sadece arkasından bakakalırsınız.

O fırtınadan nasibini alıp kavgaya dönüşüyorsa aşk, ateşli bir öpücük verin sevgilinin dudaklarına, o ateş fırtınanın buzunu eritir... Aşıklar bir nevi savaşçıdır ve bu mabedi korumak için yapılan savaşta, herşey mübahtır... NaKHaR


29 Ocak 2009



FAYDALI BİLGİLER - 3

Siğil

Sol elimin baş, işaret ve orta parmaklarımın ilk boğumlarında birer tane siğil çıkmıştı 12 yaşındayken, tırnak makasıyla keserdim yine çıkardı... 14 yaşıma kadar onlarla yaşadım, ne denediysem olmadı...

Halk arasında "Tavuk Götü" de diyorlar...

14 yaşında köye tatile gittimğimde Amcamın eşi pirinç tanesini alıp 3 nas, 3 felak okuyarak siğilin etrafında dolaştırdı pirinci, sonra toprağa gömdü, bir inanışa göre pirinç taneleri çürüdüğünde siğiller de gidecekti... 

Yaklaşık 1 ay sonra gerçekten de gitmişti...

Ama gerçekten dua etmekten mi gitti bilmiyorum, zira benim yöntemim de vardı 1 hafta garantisi veren..

1 adet iğneyi alıp siğilin içinden geçiriyorsunuz
İğnenin ucunu kırmızı olana kadar ısıtıyorsunuz
-Isınan iğneyi geri çekiyorsunuz, bu siğili içerden yakıyor, parmağınıza birşey olmuyor emin olabilirsiniz... N

27 Ocak 2009



O ÇOCUK !

Geçenlerde arkadaşlarımla oturup, birkaç kadeh birşeyler içip, yemek yedikten sonra eve dönme vakti geldiğinde durakta beklerken, ufak bir çocukla karşılaştık... Elinde tartı vardı...

Yanımdaki kız arkadaşım "Gecenin bu saatinde kormuyor musun?" "Yalnız değilsin değil mi?"  "Nerde oturuyorsun?" "Okul?" "Annen Baban?" gibi birkaç soru sordu...

Çocuk ezberlemişçesine "Hayır korkmuyorum.", "5'e gidiyorum.", "annem evde babam hasta ona bakıyor.", "yalnızım.", "yarın pazar okul yok." diye sıraladı...

Kız arkadaşım yeniden "Hava çok soğuk, hasta olacaksın" dedi
Çocuk "Keşke hasta olsam" dediğinde 3 arkadaş birbirimize bakıp, ufacık beyinlerimizle düşünmeden aynı anda "Hasta olsan işten kurtulacaksın değil mi?" deyiverdik...

Çocuğun cevabına çok üzüldüm; "Hayır işten kurtulmak için değil, bütün çizgi filmleri kaçırıyorum o yüzden" dedi "Hasta olsam akşama kadar çizgifilm izleyebilirdim"... Kocaman açılmış ve sulanmış gözlerimizle birbirimize tek söyleyebildiğimiz "bu kadar yeter arkadaşlar, şimdi oturup sinirimden ağlayacağım"dı... NaKHaR

25 Ocak 2009




BENİM İÇİN IV

- Nazar -

Öncelikle nazara pek inanmadığımı söylemeliyim, eskiden... Şimdilerde ise bazı şeylerin farkına varmış durumdayım...

Sabrederek ketum olduğum birçok işin altından sağ salim kalktığımı biliyorken, hakkında uzun uzun konuştuğum, kafa yorduğum bazı işlerin üstesinden iki katı çaba harcasamda gelemiyorum...

Bizim aile gerek babamın gerekse annemin tarafından iki sülalenin de gözlerini ayırmadığı, en ufak birşeyde sanki dünya yıkılmış altında kalmışız gibi yorumlar getirilen bir aile olmuştur her zaman... Elimizde avucumuzda birşey kalmadığı zor zamanlarda dahi bizim etimiz insanlara tatlı gelmiştir...

Geçen gün evenstar bahsetmişti bu konu hakkında farklı bir pencereden, aynı onun gibi, bu bahşedilmiş olan şey her neyse bundan bazen kurtulmak istiyorum... Skandalsız bir aileye sahip insanlar gibi yaşamak, sanırım biraz olsun iyi olurdu... NaKHaR

23 Ocak 2009




SKANDAL AİLESİ - 21

- I'm Not Jewish Anymore -

Kuzenlerimden biri, ki kendisi bildiğim kadarıyla çok sakin biriydi, eşinin kendisine çocuk verebilmek için ölümü göze almasından, yaptığı 2. evliliğinin başarısız sonuçlanmasından sonra 2 kızıyla hayatına kaldığı yerden devam ediyordu...

Ta ki Büyük Ablamın, yeğenimin sözü öncesi ayağını burktuğu saatten yaklaşık 7-8 saat öncesine kadar...

Bu ülkede laz denilen ırkın büyük bir bölümünün rum kökenli olduğunu bilmeyenimiz yoktur, genellikle kraldan çok kralcı geçinerek kendilerini gerçek Türk olarak da nitelendirirler, birçoğu da aşırı milliyetçi yanlarıyla tanınırlar... 





Kuzenim de böyle aşırı milliyetçi bir topluluğun olduğu mahallede oturmaktadır... Yolda yürürken kendisine yöneltilen "yahudi misin?" sorusuna "evet" cevabını verdikten sonra girdiği münakaşa sonucunda (nasıl olduğunu Tanrı bilir) sol kaburga kemiğinden aldığı bıçak darbesiyle hastaneye kaldırıldı, şu anda bildiğim kadarıyla evinde, siz bunu okurken çoktan iyileşmiş bile olur...

Bizimkilerin tepkisi ise "Etnik kimliğinizi, inancınızı, ailevi bilgilerinizi, sakın ola sakın uluorta dile getirmeyin" oldu.. Geçenlerde aldığım bir yorumda bloglar için şöyle yazıyordu, "Burası israil yalakalarıyla bilmem nelerin mekanı olmuş." Başlangıç itibariyle umursamamış olmakla birlikte, vaad edilen güzel günleri görebilmek umuduyla biraz susacağım sanırım...

Tarih en başarısız olduğum dersti her zaman... Geçmişten nefret derecesinde hoşlanmam, bu benim geçmişim olsa da...

Geçmiş geçmiştir, geçmemişse eğer biri bana çocukluğumu yeniden yaşatsın... N

21 Ocak 2009






FAYDALI BİLGİLER - 2

Alkolizm

Hiçbir alkolik, alkolik olduğunu kabul etmez... Eğer bu kişi eşinizse, sizi öldüresiye dövüyordur, içme şunu desenizde... Eğer arkadaşınızsa sizinde öyle biri olmamanız için kaçış yeriniz yoktur...

Alkolizm tedavisi için kişinin kurtulmak istemesi gibi saçma bir gereklilik öne sürerler, çünkü tedavi sırasında alkol almak gibi birşey yoktur, alkolden tiksindirme de yoktur, genellikle kişiyi sosyal içici statüsüne indirgemeye çalışırlar...

Annem, babam için. Ortanca ablam, komşumuz, birkaç akraba ve tanıdığımız kadınların, eşleri için kullandığı ve alkolden kesin tiksinmelerine yol açan Antabus'u öneriyorum.





Birçok yerde "alkolle birlikte alındığında ölüme yol açar, reçetesiz satılmaz, alkolik kişinin bilgisi haricinde verlmez" diye prosedür gereği yazılar yazılsa da... Tecrübeyle sabit, kişiyi alkolden tiksindirmek dışında bir bok olduğu yok... Bunlar neden yazılıyor o zaman hemen söyleyeyim Alkol satışlarının düşmemesi için...

Yalnız prospektüsteki kullanım talimatı reçeteli kullanım için geçerli, siz başlangıç itibariyle 1 adet hap veriyorsunuz, etkisi 14 gün boyunca devam ediyor... 14 gün sonra 1 hapı 2'ye bölüp yarısını veriyorsunuz. 14 gün sonra diğer haptan kalan yarımı veriyorusunuz. Daha sonra 14 günde bir, hapı çizgili yerlerinden 4'e bölüp çeyrek olarak veriyorsunuz... Kişi zaten bu süre içinde alkol alırsa, kızarıp bozarıyor kusuyor, altına yapıyor... 

Ve nihayetinde "Alkol bana dokunuyor" deyip, içmeyi bırakın kokusundan bile rahatsız olmaya başlıyor...

Söylemesi benden, uygulaması sizden... verdiğim talimata dikkat edin... N

Not: Yukarıda belirtilen kullanım şekli bizim uyguladığımız kullanımdı. Okuyucularımdan aldığım bilgiye göre, hapı aldığı eczacı "günde 1 kere kullanılabilir" diye salık vermiş...

19 Ocak 2009



HESAP LÜTFEN

(Hayatımın Üçlemesidir)

III. - Gelecek Zaman

Gelecek ne getirecek bilmemekle birlikte umduğum şeyler var ufak tefek gerçekleşiyor mesela... 

Hakkımı yasal yollardan daha fazla arıyorum, yasal derken mahkeme gibi birşey değil, bağırıp çağırmadan uslubunca, düşmanımı kendi yöntemiyle alt etmeyi öğreniyorum... 

Öngördüğüm şeyler var gelecekle ilgili; Annem kardeşlerim için, "eğer ölürsem, bunlar sana su bile vermez, kendi hayatını bir düzene koymaya başla" der her zaman... Beni korumaya alabilmek içinde kenara bir şeyler biriktirir gizliden gizliye...

Babam "bu çocuk çok asi olacak" derdi, küçüktüm anlamazdım, şimdilerde daha iyi anlıyorum, kimseye boyun eğmemek ona göre asilikti... Kendi bildiğinden şaşmamak ve inandığı şeyi karşı tarafa anlatmaya çalışmaktı asilik, Onunda beni korumak için yaptığı şeyler mevcut, henüz dillendirmek için erken... :)

Gelecek Gelecektir... O gün geldiğinde size söylerim...NaKHaR

17 Ocak 2009




İÇİMDEKİ TINILAR - 16


Bu tarz şarkıları pek dinlemem, müzik arşivim başkalarına göre tam bir kabustur... Kulağımda şarkılar rastgele çalarken bir anda Jimmie Rodgers 'ın tacizine maruz kalıyorum, her seferinde içimi jazz'a yakın tınılarıyla ısıtıyor bu taciziyle...

Bu tınımızın adı "Kisses Sweeter Than Wine" ... İşte her dinlediğimde bende tuhaf bir mutluluk kıpırdanması bırakan bu şarkıyı "Şuradan"  dinleyebilir ve indirebilirsiniz... N


15 Ocak 2009





SKANDAL AİLESİ - 20

- Çatlak ve Söz -

Geçtiğimiz haftasonu Büyük Yeğenim sözlendi sevgilisiyle, onun öncesinde Büyük Ablam (yani annesi) gece 2:00 sularında havlayıp duran köpeklerine yiyecek vermesi için ikna etmeye çalıştı eniştemi...

Baktı söz dinlemiyor, olacak gibi değil gecenin o saatinde bahçeye çıkıp köpeklerine hazırladığı mamayı verdi, dönüşte de ortalık karanlık olduğundan bastığı boşluğu farketmeyerek ayağını burktu... bilek kemiği çatlamıştı... Yeğenimin sözü boyunca (normal zamanlarda çok hareketli olduğundan) sandalye tepesinde oturmaktan enerjisi çenesine vurdu... eğlenceli oldu, ablam biraz ağladı tabii. "Çocuğumun en güzel gününde başıma gelene bak diye"... Bize göre de ömründe ilk kez başkaları ona hizmet etmiş oldu :)

Bense ablama daha önce "seninle birşey konuşacağım" dememe rağmen, onu gaykedi'yle tanıştırmak istediğimi söyleyememiş oldum... Koyun can derdinde, kasap et misal.. :) N

13 Ocak 2009


20 SORU BİR MİM

Sevgili pandora beni mimlemiş, yazsan olmaz yazmasan olmaz deyip yazdım :)

Sevdigim kelime?
Tedi

Nefret ettigim kelime?
O kelimeyi kullanmıyorum.

Beni heyecanlandıran şey?
Sevgilime gidecegim günün yaklaşması.

Heyecanımı öldüren şey?
Hissettiğim heyecanın şiddetine bağlı olarak değişir.

Sevdigim ses?
Sessizlik ya da sevgilimin sesi

Sevmedigim ses?
Gürültü ya da sevmedigim birinin sesi

Yapmak istediğim meslek?
Tiyatro oyunculuğu, o zaman istedigim herkes olurdum :)

Sahip olmak istediğim doğal yetenek?
Düşünce okuyabilme

Olmak istediğim kişi?
Şu an benle dialoğu olan biri olmak hoşuma giderdi mesela sevgilim olmak isterdim :)

Yaşamak istediğim yer?
Denizin üstüne inşa edilmiş yarısı seffaf malzemeden yapilmiş müstakil özelliğe sahip bir ev olabilirdi bu.
En önemli kusurum?
Yanlış anlaşılmaya müsait cümleler kurmaktan vazgeçmemek.

Bana keyif veren kötü huyum?
Aynı anda iltifat ederken yermek, eleştirirken iltifat etmek

Kahramanım?
Sevgilim (benim beyaz atlı prensim) :)

En çok kullandığım küfür?
Küfretmiyorum, hemde hiç

Kendimi nasıl hissediyorum?
Tanrının nefesi ensemde gibi, her an herşey olabilir gibi.

Hayat felsefem?
Ölmediğim sürece yaşayacağım.

Mutluluk rüyam?
Türkiye de eşcinsel evliliğin yasallaşması, Her zaman mutlu olmak :)

Mutluluk tanımım?
Annemi güldürmek, sevgilime sarılıp uyumak, kimseye ihtiyaç duymadan yaşamak için gerekli olan temel ihtiyaçlara sahip olmak.

Nasıl ölmek isterim?
Sevgilim yanımdayken ölmek isterim.

Öldüğümde cennete gidersem?
Cennet varsa ben zaten orada olacağıma o kadar eminim ki, Tanrı bana şöyle diyecektir "erkencisin, baban seni bekliyor, şuradan sevgilini izleyebilirsin,vs" gibi cümleler kuracaktır eminim :) NaKHaR

Alara'ya da acil şifa diliyorum burdan, güçlü bir annenin güçlü kızı o... :)

10 Ocak 2009


HESAP LÜTFEN

(Hayatımın Üçlemesidir)

II. - Şimdiki Zaman

Sonra biriyle tanıştım, insanları kırmadan, kaybetmeden yanlışlarını dile getirmenin, hataları biriktirmenin, tölerans tanımanın mümkün olabildiğini söylüyordu... 

Deniyorum, kırmamaya çalışıyorum üstüme üstüme gelenleri, nazikçe uzaklaştırmayı deniyorum olmuyor..

Farkediyorum ki yaralamaktan çok yaralanmak hoşuma gidiyor artık, anlayışı kıt insanlara kendimi savunmanın anlamsızlığını görüyorum, karşımdaki insan alınmasın kırılmasın diye düşünüyorum, çoğu zaman susuyorum... dinliyorum... kendi kendime konuşuyorum... 

Yoruluyorum... birileri yaşadığım ilişkinin ne kadar süreceği üzerine iddiaya giriyor... kimileri yüzüme gülüp, ardımdan verip veriştiriyor... Para için beraber olduğumu düşünüyor kimileri, sinirlerim alınmış durumdayım, öfke kontrolünün dozunu biraz kaçırmış durumdayım... Ve inanın cevap vermeden de mutluyum...






Tüm zenginliğini gördüm ben bu dünyanın, giyecek donum var çok şükür, yiyecek ekmeğim baba parasına sırtını dayamış insanları da görüyorum, onlardan biri olmadığım için de şükrediyorum... Sessizce 30'umu bekliyorum...

Ne güzel laf sokardım biri birşey dedi mi, susuyorum da birşey mi sandınız? İstersem atarım bütün köprüleri, istersem konuşacak tek bir kelime bırakmam hiçbirinize... 

Birisine verdiğim sözden bu suskunluğum, aptal gibi baktığımı sanıyorsunuz ama gözlemliyorum hepinizi, eziksin diyene de okkalı bir cevabım var, kişiliğin gelişmemiş diyene de...

Çok isyan biriktirdim, ağzımı açsam dökülecek çiyanlarım, kırkayaklarım, herkesin foyası çıkacak ortalığa, eteğimdeki taşlar ağırlaşıyor kaldıramadığım zaman bırakacağım, sustum da kendini birşey mi sandın? Bekle... 

______________Devam Edecek______________ NaKHaR

06 Ocak 2009


*
*
GİTMEK - KALMAK
*
ARASINDA

Çok kararsızım, hemde çok, bu ülkenin hangi şehrinde yapılır bu mecburi hizmet en rahat şekilde? Hangi şehir sevgilimden uzakta hissettirmez beni, nerede telefon alınmaz elimden? Ikilemdeyim...

Okulun bitmesine 7 ay var, 27 yaşındayım, hiç bu kadar ensemde hissetmemiştim...

Gitsem;

1 hafta, çılgına çevirmeye yeterken beni, 5 ay nasıl sabredilir? Ondan uzakta ölürsem ruhum hangi toprağın altında huzurla uyur? Nasıl bırakılır sevgili? Döndüğünde nasıl düzelir insanın psikolojisi?

Kalsam;

Çalışma hayatımı olumsuz etkileyebileceğinden endişe duymaktayım, gitmeyenlerin nelere maruz kaldıkları hakkında birçok rivayet okudum, bilmem aslı bilmem yalan, ailem kararı bana bıraktı, bazı arkadaşların tuzları feci halde kuru (gidip gelenler, rapor alanlar vs)

Gitmeli miyim, Kalmalı mıyım?NaKHaR

04 Ocak 2009







HESAP LÜTFEN

(Hayatımın Üçlemesidir)


Hayatımı hallaç pamuğu haline getirip önüme koyan, "çöz çözebilirsen" şeklinde küçümseme çabası içine giren insanlara, tahammül sınırımı aşağıya çekiyorum...

I. - Di'li Geçmiş Zaman

Dedem yaşadığı yerin en zenginlerindendi, şu an para etmese de ot bitmeyen köyümüzün yarısı rahmetlinindi... Babam haytalıkla para eden kısmını har vurup harman savurmuş, kaçınılmaz bir şekilde ailesini müşküliyete kadar götürmüştü... Daha sonra, arkasında ona maddi anlamda destek çıkacak birileri olmadığına kanaat getirdiğinde, çalışmaya başlamış ve dedem kadar olmasa da yaşadığı şehrin 100 zengini arasına girebilmişti...







Bir elin beş parmağı farklı farklı olduğundan 6 çocuğun da karakterleri farklıydı... Bu kez kazanılmış servet, tarihin tekerrür etmesiyle kendi oğulları tarafından çarçur edildi... Ben ise bu servetin çarçur edilmesi sırasında hayatın nasıl birşey olduğunu yeni yeni anlamaya çalışıyordum... 17 yaşına kadar pamuklara sarılı korunan hayatım, yavaş yavaş korunmasız bir hal aldı... 21  yaşıma geldiğimde düştüğüm zaman yaralandım, etrafımda beni koruyan pamuktan kundak artık yoktu...

Okudum, tartıştım, yazdım, çizdim, içimde isyan biriktirmedim, susmadım, tek bir doğru vardı canının sıkıldığını anladığın anda kusmak... Yani kişileri kırmak, ezip geçmek ve hayatımdan söküp atmaktı tek yolu... Ve böyle mutluydum...

Kişiler tanıdım, nüfuzlu kişiler, işime yarayacak olsalar dahi sahte tebessüm göstermedim, boyun eğmedim, onur ve gurur elden bırakılacak en son şeydi benim için, onlardan vazgeçtim... Yine mutluydum... Çünkü fikrime ters düşen birşey yapmamış olmanın verdiği güven vardı etrafımda...

Doğru yapmış olmalıyım ki, nüfuzlu ya da değil o kişilerle karşılaştığımda başım onlarınkinden dik durabiliyordu... NaKHaR






_________________ Devam Edecek__________________

Sonra biriyle tanıştım, insanları kırmadan, kaybetmeden yanlışlarını dile getirmenin, hataları biriktirmenin, tölerans tanımanın mümkün olabildiğini söylüyordu... 

Şimdiki Zaman'da görüşmek üzere...


02 Ocak 2009


*
*
İÇİMDEKİ TINILAR (EXTRA)
*
MİM !
*
*
Dolphin mimlemişti beni geçen hafta "en sevdiğin 10 Parça" mimiyle, düşündüm taşındım dinlediğim hiçbir şarkıyı bir diğerinden ayıramadım... Çok despot bir yanım vardır o da sevdiğim hiçbir şeyden kolay kolay vazgeçememek...
*
*
Benim listem şöyle...
*
*
1 - Caetano Veloso & Lila Dawn 'ın düeti "Burn It Blue"
2 - Sia'dan "Breathe Me"
3- Bryn Terfel'den "Ode to Joy"
4- Lakme Operası'ndan "The Flower Duet"
5 - Haris Alexiou 'dan "Aman Aman"
6 - Brainstorm'dan "Cinema"
7 - Demis Roussus'dan "Elle Attend"
8 - Smokie'den "If You Think..."
9 - Tanita Tikaram'dan "Lovers in the city"
10 - Sheila'dan "Bang Bang"
*
*
Bu mimi de alnımın akıyla tamamlamış olmanın haklı gururu içerisindeyim bu mutlulukla açıkta kalmış herkesi mimliyorum haberiniz olsun...NaKHaR