skandal ailesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
skandal ailesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

02 Şubat 2015


BEN NASIL OLDUM?


“Seni çaydan süzgeçle tuttum.” demişti annem.  İçilebilen çaydan, çay süzgeciyle tuttuğunu düşündüm ilk başlarda ve yıllarca koskoca bedenimle o çay süzgecine nasıl sığabildiğimi merak ettim.

Ortaokula başladığımda anneme nasıl oluyor da çay süzgecine sığabildiğimi merak ettiğimi söyledim... Annem o sırada mutfakta fasulye ayıklıyordu. İstifini hiç bozmadan eğilip raftan büyükçe bir makarna süzgeci çıkararak “Çay süzgeciyle olur mu yavrum, seni köydeki büyük çaydan (dere) işte bu makarna süzgeciyle tuttum” dedi.

Sorularım annemin bu cevabıyla son bulmuştu. Diğer arkadaşlarım gibi bir leyleğin gagasında adrese teslim gelmediğim için kendimi özel hissetmiştim. Annem o çaydan beni seçmişti!
Açıkçası ortalama 5 dk süren bir zevk sonucu dünyaya gelmektense, makarna süzgeciyle tutulmuş olmayı yeğlerdim...  

Akşamüstü yeğenimin 4 yaşındaki oğlu kendi göbeğini açmış okşuyordu. "Ne yapıyorsun?" diye sordum. Annesinin karnını işaret ederek "Dayı biliyor musun ben oradaymışım, annem de beni hep böyle sevmiş!" dediğinde  bir kez daha sordum:

"Kim anne ve babasının seks yaptığı gerçeğiyle yüzleşmek ister ki?" N

04 Eylül 2014




SKANDAL AİLESİ - 32

- Her ölümlü evliliği tadacaktır! -

Geçen yıl, üçüncü yeğenimi istemeye geldiklerinde oradaydım. Etrafta dolaşan ve işlere koşturan bir kız  (Ela diyelim mesela!) dikkatimi çekti ilk defa gördüğüm için... Soluklanmak için dışarı çıktığımda yeğenimin babaannesine Ela: “Babaanne” dediği için eniştemin yeğeni olduğuna kanaat getirdim. Daha sonra öğrendiğime göre yeğenimin üniversiteden arkadaşıymış.

İsteme olayı kazasız belasız bittiğinde, küçük ablam yanıma geliyor: “Beni ailenize gelin alsanıza dedi Ela!” diyerek. Ailede tek bekar erkek benim! Yine de aptallığıma geldi “Ben mi?” diye sordum. Ablam: “Düşünmez misin? Çok güzel değil mi? Ne yani bütün hayatını bu şekilde geçirmek mi istiyorsun? Bunun yaşlılığı da var” şeklinde, kendince mantıklı şeyler söylüyordu. Gönlü olsun diye “Eh bir konuşun bakalım, isterse bir görüşürüm, görüşünce evlenecek değilim ya!” dedim…

Aradan birkaç gün geçtiğinde hem yeğenimin, hem ablamların “Konuşalım mı?” tacizleriyle baş başa kaldım! (Ne kadar önemliymiş evlenmem! İnsanlar nasıl da heyecanlı). Heyecanın dozunu biraz daha arttırmak için “Şimdi oradayken gaza gelip Tamam! dedim de, beni biliyorsunuz, askerlik raporum var kapı gibi… Neyse ben bir düşüneyim!” dedim ve hiç sesimi çıkarmadım. Sanırım vazgeçtiler dediğim sırada annem aradı: - “Şu kızla görüşecek misin?”  -“Anne öyle dedim de olmaz o iş, boşverin” (Demez olaydım! Madem gönlüm yokmuş ne diye onları heyecanlandırıyor muşum? Bilmiyorlar mıymış beni! Niye strese sokuyor muşum kendimi? Gönlüm yok demeliymişim.) -“Yani anne öyle de, birilerinin gösterdiğiyle olacak iş değil zaten bu işler” dedim konu sonsuza dek kapandı…

(Nah! kapandı.) Aradan aylar geçmiş ablam Ela ile konuşmuş, hayatında biri varmışmış, o zaman görüşseymişim, keşke kaçırmasaymışım, herkes evlenirmiş, dünya düzeniymiş… O hala konuşuyordu. Telefonu yüzüne kapattım! N

- Sizi benimsediklerine inandığınız insanların, içten içe kendi normlarına döneceğiniz umudunu hala taşıdıklarını bilin! -

04 Ağustos 2014



SKANDAL AİLESİ - 31

-Eniştemin Listesi-


Boğucu bir yaz akşamı, ailece çıktığımız sahil yürüyüşünden sonra çay bahçelerinden birine oturduk çay içiyoruz… Saatler geçiyor,  evlere dağılma vakti geliyor, küçük eniştem çıkageliyor: “Durun nereye, bir iki sohbet edelim” diyor.

Hafta sonu keyfince içer, içti mi saatlerce konuşur, araya es vermez, hızlı konuşur, çakılı kalırsınız karşısında… Yine içmiş! Konuşacak besbelli… Konu dönüyor dolaşıyor ve tirad başlıyor:

“Cebimde liste taşıyorum, aha şuradan kalkmak nasip olmasın, bu listedeki herkesi 2 yıl 15 gün sonra, özel bir davetiyeyle bir otobüse doldurup, şarampole yuvarlayacağım.” Aklımıza, “Listede kimler var?” Sorusu takılıyor. Kimler yok ki babası, annesi, amcası, yengesi (burada duraksıyor)… listenin büyük çoğunluğu kendi akrabası, arkadaşları, bizim aileden abimler…  var da var!

Kalkmak üzereyiz… Eniştem yanımızdan kısa süreliğine ayrılıyor, aynı anda masadaki yeğenim küçük ablama dönüp “Yengem! dediğinde bi duraksadı teyze, ne yapmışlar acaba?” dedi. Ablam da anlattı: “Enişten 10 yaşındayken, hem sabıkalı, hem de hasta olan amcası, bunların arsasına giren bir adamı vurmuş, öldürmüş! Kayınpederimin sabıkası yokmuş, az ceza alır diye suçu üstlenmiş. Abisine “Ağabey, suçu üstlenirim ama bu çocuk sana emanet, kenarda şu kadar param var, alın masrafı çıkarsa karşılarsınız, okulu aksamasın!” diye şart koşmuş. Yengesi olacak kadın-enişteniz daha 10 yaşında çocuk- sabahları sopayla bacaklarına vurarak uyandırır, çalışmaya gönderir, parasını elinden alıp, onun eğitimi için babasının verdiği parayı da kendi çocuklarına harcamış. Enişten 5-6 ay sonra evden kaçmış! Mezarlıklarda uyumuş, kışın tepesine muşamba kapatıp uyumuş, aklının bir kısmını o zamanlar yitirmiş! İçince o listeyi çıkarır, anlatır anlatır, ağlaya ağlaya uyur! Çok konuşur ama karıncayı incitmez benim kocam!” dedi

Az kalsın ben ağlayacaktım, bir yumru oturdu boğazıma, o sıra eniştem geldi tüm neşesiyle! Baktım yüzüne…

Bir insan ne kadar da acı gizler neşesinde! N

29 Temmuz 2014

 


TEKNE KAZINTISI


Acılarımız hâlâ taze, biz henüz büyümüş hissediyorduk… Büyüdükçe biz, ölümlerimiz de hayata kattığımız yaşamlar gibi artarak çoğalıyordu. İlk kez bu bayram öncesi “tek başıma” arife günü babamı yalnız ziyaret etme fırsatı buldum. Yıllara yayılan birikmiş ve bastırılmış tüm hislerimle: Henüz hayatımın başında terk etmiş olmasına kızgınlığım. Tam baba-oğuldan öte arkadaş olacak zaman bırakıp gitmiş olmasına kırgınlığım; diğer aile bireylerinin onun gidişini yanı başlarındaki eşleri ve çocuklarıyla kolayca atlatabilirken yalnız kalmış olmaya içerleyişim. Annemin zaman zaman kızıp “Hortlayasıca!” zaman zaman özlemle “Yanımda olsaydı!” şeklinde ortaya çıkan değişken duygularına karşı, içimdeki onca anlam karmaşası içinde mezarlığın arasında -babama doğru- yürüyordum!

Yürüyorum, yalnızım ve giderek güçsüzleşiyor, ayaklarım asfalta yapışıyor, dizlerim titriyor, yutkunuyorum, gözlerim doluyor, kendimi toparlıyorum “Hayır ağlayamam, şimdi olmaz!” Yürüyorum yol uzuyor, ben bir adım atıyorum, babam iki adım uzağıma düşüyor mesafe açılıyor! İnsanları izliyorum kovalara su dolduranlar, ellerinde dua kitapları taşıyanlar…

Ben ne su götürüyorum babama, ne okuyacak bir dua biliyorum, pardon pardon hatırlıyorum: aklıma bir dua geliyor…

Sonunda ulaşıyorum… Başını kaldır diyorum içimden sağ tarafıma bakıyorum Körfez ayaklarımın altında! “Ne de severdin sen denize nazır evleri!” Denize nazır bir mezar babamınki…

Mezar taşındaki ismi yabancılaşıyor: “Babamın ismi neydi?” Dur işte orada! Yolun hemen kıyısında… Yutkunuyorum! Hayır, hayır, hayır…


 


İçimden selam verip ayak ucuna oturuyorum, gözlerimden yaşlar akıyor, ellerimle otları koparıyorum, dua bitiminde amin der gibi gözlerimi siliyorum, siliyorum ağlıyorum. Sahne ışıkları hep daha çok ağlayanlarda olduğundan ben hiç ağlamamıştım ki! Kimdi onlar? Benden rol çalanlar kimdi? Babamı hiç sevmeyenler onlar değil miydi, anlamayanlar?

Hiç ağlamadığım şekilde ağlıyorum, hiç dokunmadığım gibi dokunuyorum toprağına, ellerime otlar batıyor koparıyorum, onların acısına mı babamın acısına mı ağlıyorum birbirine karışıyor her şey!

Küçük bir taş alıp, birkaç gün önce yağmış yağmurun yumuşattığı toprağı eşeliyorum, sonra daha büyük sivri bir taş bulup daha çok temas ediyorum toprağına! “Ah bi su kabım olsaydı.” diyorum. O sırada iki küçük çocuk “Çapa yapalım mı ağabey? Gönlünden ne koparsa!” diyorlar. "Tamam yapın" diyorum. Biri alelacele elindeki kazmayı vurup toprağı eşeliyor, diğeri sağa sola bidonla su döküyor…

“Sadece çapa yapın, suyu bana bırakın” diyorum. Onlar gidince, tuttuğum gözyaşlarımı yeniden bırakıveriyorum… Mezarının dört bir tarafını yavaşça yıkıyorum… -O gün hastanede insanlar onu yıkarken dokunamamış olmanın tüm özlemiyle!- hıçkırıklarım arasından “Çok yalnızım” çıkıveriyor!  Bir dua ediyor ve ayrılıyorum…

Geri dönüş yolunda “Benim asi oğlum beni ziyarete gelmiş, bak komşu bu benim tekne kazıntısı!” dediği, hastanede son gördüğüm günkü sözleri beynimde yankılanıyor… N

06 Ocak 2014


Anneler, Çocuklar ve Torunlar…

Kısaca özetle anlatayım…

Büyük ablamın hamilelik endişesi yersiz çıktı, torunlarıyla meşgul oluyor… Büyük ağabeyimle çok fazla görüşmüyoruz her zaman ki gibi, çok elzem bir durum olmadıkça aramıyor… Ortanca ablam yüzünde doğduğundan beri var olan ve kanser riski oluşturan bir et benini ameliyatla aldırdı şu an sağlık durumu iyi, eşi bir ara 7 ay kadar bir süre ceza evine girdi çıktı “esrar içmek suçuyla” tek kızları okulu bıraktı kendi ayakları üzerinde durmak istiyormuş… Küçük ağabeyim geçen yıl yengemden boşandı, iki çocukları var ağabeyimin çapkınlıklarına karşı kısassa kısas yengem de çapkınlık yapınca artık evliliğin yürümesine gerek kalmadı… Küçük ablam çalıştığı şirkette haklı sebeplerle bir kadını patakladı, iş yerinden atıldı, mahkemede şu an hakkını aramakla meşgul… Annem yine aynı hepimizi düşünmekten kendini bir an olsun alamıyor… Ona gel benimle yaşa desem de istemiyor buralarda yapamazmış ona arkadaş muhabbet lazım…

Ben mutluyum… Çok fazla çalışıyorum, mesailer filan… Her ne kadar beni ruhen tatmin eden bir iş olmasa da beni yeterince meşgul ediyor…  Bu meşguliyetlerim yüzünden kediye fazla sardıramıyorum ama bir sorun olduğunda tabii ki tepesine biniyorum affetmem… :)) N

26 Kasım 2013



Kasım Patı'rtısı !

Tanrı'nın kasım ayını bana ve aileme özel kıldığını düşünürüm. Verdikleriyle ve aldıklarıyla her kasım ayı bir yandan hüzün, bir yandan umuttur benim için...

Aile ölümleri hep kasım ayında gerçekleşir ve ardından yine Kasım'da buluruz biz mutluluğu yıllar evvel olduğu gibi her yıl Kasım yaşatır bizi...

Yılları farklıdır ama Tanrı her kasım ayında, benden biraz götürür
 Babaannemi, Dedemi, Babamı, Anneannemi... can acısı bırakır geriye

Yine her kasım ayı bana bir güzellik bahşeder Tanrı, daha güçlü çıkarım her Kasım'dan
Tıpkı 9 yıl önce Kasım'da bahşettiği sevgilim gibi... Bu yüzden bizim ailenin adı bir nevi kasımpatı... N

17 Şubat 2012


SİDİK YARIŞI
Annem ve kız kardeşleri arasında hep bir çekişme söz konusudur yıllardan beri ve hala devam eden... Şöyle uzaktan baktığımda annemin kendine has asaleti o kadar belirgin ki...
Küçük teyzem benden 4 yaş büyük oğlu ile sürekli kıyaslamıştır beni, anneme takılmıştır,
- Benim oğlum üniversite okuyor... (o zaman lise sondayım babam iflas etmiş ama hala annemin birikimleri var) Senin oğlun da liseyi bitirdikten sonra bir işe girip çalışsın artık...


- Benim oğlum 2. üniversitesini okuyor... (ben üniversiteye yeni başlamışım, kuzen ilk üni’den ayrılmış başka bir üni de devam ediyor... ) Senin oğlunun neyine üni’de okumak, zaten derslere gitmiyormuş, bir apartmanın kömürlüğünde yatıp kalkıyormuş... (Çekirdek ailemde ilk üni. okuyan biri olarak çektiğim ufacık sıkıntıları bir yana koyarsak teyzemin görmediği kömürlük dediği ev; eşyaları olan 4 oda 1 salon bir apartman dairesi idi... ailemin gönderdiği para yetmezdi belki ama ben de haftasonu marketlerde çalışarak düzlüğe çıkabiliyordum)
Üniversiteyi hatta 2.si dahil kuzenden önce bitirdim, kuzen işe girdi, çıktı, çalışmadı, ben çalıştım, kazandım, (kiralık olsa da) kendime ait evlerde kendime ait bir hayat sürdüm...
Sonrasında iş geldi çattı kuzen evlendi... Teyzem yeni yarışlara girdi...
- Benim oğlum evlendi çocuğu olacak vs vs vs...
Annemleri ziyarete gittiğimde kuzen bizim aile lokantasında çalışıyordu, iyice saftirik, sırıtkan bir hale gelmiş, benim sakalımdan giyim kuşamıma kadar şöyle olmuş, böyle olmuş diye konuşurken, gözümün önünden yukarıda saydığım tüm sahneler geçti....
Ben de kuzenimin yüzüne, söylediklerine gülüp geçtim...N

21 Temmuz 2010




SKANDAL AİLESİ - 30

- Haddini Aştın Sen Ama! -


Üç ablam var malumunuz en küçük ile ortanca oldum olası didişir durur, bu didişme hep küçüğün ağlamasıyla küsüp konuşmamasıyla son bulur, sonrasında ortancanın -sözüm ona merhametli- gönül alıcı hareketleri sayesinde şakalaşmalarla tatlıya bağlanır... Bunlar evlendi çoluk çocuk sahibi oldu huylar değişmedi...

Skandal ailesini yazmayı isteyerek bıraktıktan sonra, -birçok skandala imza attık bu arada yine- bir ay geçmemişti ki ortanca küçüğün yediğine içtiğine karışır oldu yine, bir akşam eve döndüğümde küçük ablam arayıp halimi hatrımı sorduktan sonra ortancanın yaptıklarından yakındı konuşmuyorum dedi, her zamanki gibi kaale almadım sıradan bir durumdu nitekim...

8 ay geçmesine rağmen küçük ilk kez bu kadar istikrar göstererek küslüğünü bozmadı, ne yalan söyleyeyim ortancanın da kahrı çekilecek gibi değildir, en son apartmanımızın dış cephe boyası yapılırken annemin uykudan uyandırmasına sinirlenip binbir katakulleyle kendini acındırarak evi üzerine yaptırdıktan sonra anneme o sabah şu cümleyi kurması çok sinirime dokundu; "Kendi evimde bile rahat uyuyamıyorum!" Annem bu cümleden sonra 4 aydır konuşmuyor, yanıma çağırdım ama henüz gelebilmiş değil...

Bazı insanların tüm isteklerini yerine getirseniz ve yalnız bir arzusu yerine gelmediğinde sizden kötüsü olmadığını iddia ediyorsa, haddini bildirin, ablanız dahi olsa... N

01 Ağustos 2009


KISA KISA!
Ordan, Burdan, Bizden...

Abimle annemin hatırına iletişim kurmaya çalışıyoruz, eşi ve çocuklarını ihmal konusunda yaptığı haddini bilmezlikler neticesinde boyunu aşan çukurdan çıkmayı kendi istemedikçe, kendime öyle bir abim olmadığı konusunda telkinde bulunuyorum...

Ortanca ablamın kızı (yeğenim) uğraşlarım sonucunda 2'lerle dolu ama zayısız bir karne getirdi, yazdırıldığı spor faaliyetlerinde cirit atmada Türkiye 1.si oldu... şu an ergenlik dönemi saçmalıkları ve yaptığı onca saygısızlığı yok sayamayarak kendime öyle bir yeğenim olmadığı konusunda telkinde bulunuyorum...

Bu iki telkinde de gayet başarılıyım, bakışlarım içinden geçip duvara çarpıyor...

Küçük ablam'ın hepimize fazla gelen çocuksu ruhunu biraz olsun ehlileştirmeye çalışıyoruz ailecek, şimdiye dek hatalı olduğu, hatalı şekillerde dile getirilldiğinden nasıl bir yol izleneceği kara kara düşünülmekte... psikolojik destek almaya kendi de yanaşmıyor... Eşiyle (küçük eniştem) ev değiştirme telaşında ve uzak durmaya çalışıyorum...

Büyük eniştem (büyük ablamın eşi) birşey söylese de cevabını yapıştırsam diye bakıyorum, ailemin, şimdiye dek babamın yaptığı yardımlarla götünü doğrultması, ablamın hatırına bunları dile getirmeden susup oturmamız, ve babamın ölümünden sonra bize karşı havalanması, aileme karşı terbiyesizliğe varan yaklaşımları gözümden kaçmıyor...

Annem, tüm bu karmaşa içinde patlamaya hazır bir volkan olan beni "oğlum sen sus karışma" telkinleriyle biçare bir çaba içerisinde...

Okuduğum 14 yıl boyunca babam dışında kimseye avuç açmadım, geriye kalan üniversite hayatımda da babam + burslar + market aktivitelerinden kazandığımla kendi hayatımı idame ettirebildim şükürler olsun... Hayatımda kimse söz hakkına sahip değil, yaşadığım hayatı kimsenin eleştirmeye hakkı yok... Süt hakkı dolayısıyla annem'i olaylar dışında tutuyorum... Hakkımı aramasını da biliyorum zamanı geldiğinde...

Herşeye rağmen çok mutluyum, huzurluyum, canlılara olumlu gözlerle bakıyorum, çevremde olumsuz fikirli, depresif kişileri uzaklaştırıyorum ailem haricinde...dünyaya geliş amacımı keşfediyorum yavaş yavaş...Ailemi toparlıyorum, bu birkaç yılımı alacaktır ama o sabır bu bedende mevcut, bunu da biliyorum...  NaKHaR

24 Temmuz 2009




ÇİNGENE NAKHAR !



Kaynanam skandal ailesinin olaylarını duydukça Gaykedi'me "nakharın ailesinde bi çingenelik var mı?" diye gayet içinden gelişine bir soru sormuş ben yokken... Dünyada ki en iyi kaynana benimki derdim bunu duymadan önce, ben muhabbet olsun diye skandal ailesinin güncesini anlatıyorum, o da fırsattan istifade kaynanalık yapıyor... Demek ki ne kadar iyi olursan ol evladını biri dizinin dibinden almaya kalkınca iş değişiyor :))

İlk duyduğumda nasıl fena oldum anlatamam gözlerim doldu ağlayacaktım neredeyse, ama geçti. Ben onu çok seviyorum... anne de olsa kaynana da olsa....

bir söz okudum kaynana ne kadar kötü de olsa kaynanaya saygı duymayı gerektiren 2 özelliği varmış 1.si eşinizi o doğurmuş 2.si eşinizin annesiymiş.... :)NaKHaR

03 Temmuz 2009




HUZUR AİLESİ!

44 KİLOLUK DİŞİ BOKSÖR

Küçük ablamın boşanmayla ilgili mevzusundan şurada bahsetmiştim... içimin yağlarını eriten kısma gelmek istiyorum...

Eniştem yeğenimi alıp götürmüştü o gece, ertesi gün ben kendi evime dönmüştüm, annemler hiç olağan olmayan bir şekilde arayıp duruyorlar, ağızlarında bir bakla var ama anlamıyorum...

Aynı gün içinde 4 kez sınavlarımın nasıl geçtiğini sorup duruyorlar, işkillenmemek içten bile değil, burnuma kötü kokular geliyor derken...

Sınavlarım bitti kedimin yanında huzura erdiğim anda telefon geldi, yine bildik sorular nasılsın filan feşmekan...

Ardından ağızlarda gevelenen bomba patladı..




Küçük Ablam: Biliyor musun yeğenin sünnet oldu.. (evett güzel bir haber amaa) aynı zamanda görümcemi döverek hastanelik ettim... (kahkahalarla gülüyor) (kadın ablamın 2 katı)

Ben: Ne alaka? anlamadım nasıılll?

Ablam: Oğlumu benden habersiz sünnet ettirmiş bende ağzından burnundan kan gelinceye kadar dövdüm, oğlumu da alıp geldim...

Ben:!!!!!??!!!

Ablam: Enişten boşanma davası açmaktan vazgeçmiş, ayrı ev tutana kadar burda kalabilirsin dedi, bende keyfime bakıyorum... çelimsizim diye sesim çıkmaz sanıyorlar ama hepsinin hakkından gelirim çok şükür..

Ben: ahahaahhha ilahi abla... en iyisini yapmışsın nasıl rahatladım anlatamam...

Böyle işte dostlar ilk huzur kıvılcımı düştü bloğuma yangını durdurabilene aşk olsun... Bizim aile de artık bardağın yarısı dolu! siz de durumlar nasıl? NaKHaR

27 Haziran 2009





SKANDAL AİLESİ - 29


- Kenetlen ya da Öl -

Bir kadın ekonomik özgürlüğünü ilan ettikten sonra, aile de tüm çarklar tersine dönmeye başlar ve sonuç gergin bir koca...

Küçük Ablam, ortanca ablamın boşanmasından da güç bularak, yaşadığı evin eniştemin sülalesiyle dolması (kardeşleri- kardeşlerinin eşleri vs) sıkıntılarından uzak duruyor bir aydır...

Geçen gün içimdeki sıkıntı büyüye büyüye eve gittiğimde "ohh dedim herşey normal" kandil münasebetiyle küçük ablamla aramdaki soğukluğu da dindirerek içimdeki sıkıntıya aldırış etmeden bir yere yayılmışım...

İki ablamın eşleri arka arkaya geldiler biri normal diğeri alkollü, ev sahibi sayılan ablam "benim evime allkollü giremezsin" diye başlayınca erkeklik damarı alkol aldığından daha da şişmiş olan eniştem küfretmeye başladı... "herkes kendi sorununu halletmeli mantığı" içerisinde hiç karşılarına geçmedim taki sesler yükselip dışarıdan duyulmaya başlayana kadar...

Baktım 6 yaşındaki yeğenim odanın ortasında bir teyzsine bir babasına bakıyor endişeli, alıp balkona çıkardım masal anlattım ona, psikolojisi bozulmasın gördüklerini algılayabileceği türden...








İçeriden çat küt sesleri geldiğinde ise odanın duvarları, halılar, koltuklar kan içindeydi, muhtemel kanın sahiplerine baktım teker teker onlarda birşey yoktu, en son alkollü olan eniştem takıldı gözüme kafasında koca bir yarık! zanlı olarak ablam takıldı gözüme, sonradan kendi kendine elektrikli süpürgenin demir uçlu sapını kafasına indrdiğini öğrendim, tabii olayları balkonda bekle dediğim halde peşimden geldiğini görmediğim yeğenim de gördü... Büyük bir ağlama krizine girerek tepkisini göstermesiyle aklıma gelen yalanların haddi hesabı yok!

Babanın kafasına çerçeve düştü! nasıl? bak benim saçım var babanın saçı az ya kafasına çerçeve düşünce kanadı birşey yok, eğer saçı olsaydı kanamazdı! dedim anladı ta ki annesi gelip "baban kafasına vura vura kafasını yardı" diyene kadar! Çocuğa anladığı dilden açıklama yapmam iyi olmuş olacak ki " hayır anne babamın kafasına çerçeve düştü ben biliyorum" demesiyle ablama göz kırptım...

Bütün bu gece neticesinde "eniştem ablama boşanma davası açacak, sigortalı bir işi olduğu için çocuğu ablam alacak, herkes kendi hayatına bakacak....

Gecenin sonunda ortanca ablamın söylediği, ve ağlayacak duruma getiren cümleyi sizlerle paylaşmak isterim... "Biz babamız gibi olmamalıyız! elalem iyi biz kötü olmamalıyız, birbirimize kenetlenmeliyiz, birbirimizi savunmalıyız, artık yeter bu kadar, götü açık gezdiğimiz." kardeşiz kavga etsek de birbirimize girsek de yine biz üzülürüz bir şey olsa birimize...N

26 Mayıs 2009





SKANDAL AİLESİ - 28

- Dönüşüm -


Hani bazı kendini helal sanan domuzlar için ben siyonistim ya, dün gece büyük ablam'da kaldım, Akşam yemeğinde üzerime yemek döktüm, cebimde babamdan hatıra, yanımdan hiç ayırmadığım bir tesbih, Goddess Artemis verilmek üzere emanet bir adet haç, bir adet enjektör iğnesi, bir paket sigara ve kimlik vardı, sıcağı sıcağına üstümden atıp, ablamın yıkaması için verdiğimde cebimde unutmuşum... Ne olduğunu soran bir yüz ifadesiyle cebimde kalanları iade ettiğinde, olduğu gibi bahsettim bu benim, bu benim değil diye, ne düşündü bilmiyorum... Birşeylere inanıyor olmam onu kesinlikle mutlu etmiştir bildiğim tek şey bu...

Enteresan geçen bir gecenin ardından, sabah erkenden kalkıp "ben gidiyorum" demek için kapısını araladığımda, Onu, inançları doğrultusunda kesin konuşmalar yapan ailenin şu anki otoritesini namaz kılarken gördüm...






Kapıyı sessizce çektim açtığım gibi, farketti mi bilmiyorum, ailemde birşeyler yavaş yavaş mı, hızlıca mı değişiyor bilemiyorum, uzak kaldığımdan anı anına farkedememiş olabilirim, ama gözlerim beni yanıltmadıysa gördüklerim bundan ibaret...

O an birkaç ay önceki konuşmalarımız geldi aklıma, annemin namaz kıldığından kabaca bahsettiğim bir gün... "bütün inançlar birbirinin aynıdır, kiliseye gidersin hristiyan derler, havra'ya (sinagog) gidersin yahudi, camiye gidersin müslüman, hangisine gidersen git inandığın rab aynıdır, tek bir ilahi kudrete inanıyoruz hepimiz, ve bu inandığımız varlık cennetin kapısında okuldaki öğretmenler gibi bir ayrım yapmaycaktır." gibisinden laflar etmişti, hak vermekle beraber üzerinde durmamıştım...

Şimdi kendimi daha rahat hissediyorum, nedenini bilmiyorum, sanırım sırlar kadar insanı geren başka bir mevzuu daha yok...NaKHaR

23 Mayıs 2009





SKANDAL AİLESİ - 27


- Delilik Bulaşıcıdır! -

Dünyaya pozitif gözlerle baktıkça, aklını kaybetmişleri çok rahat seçebiliyor muyum? Yoksa bana mı öyle geliyor bilemiyorum...

Daha önce şurada bahsettiğim kuzenimin yeni evlendiği eşi, kaynanasının sürekli evine gelip kendisini rahatsız etmesi sonucunda evini terketmiş, annesinden aldığı genler nedeniyle sabır nedir bilmeyen akıllı kuzenimiz, karısına boşanma davasını açmış bile eve dönmeye ikna edemeyince...hayırlı uğurlu olsun!

Aynı anda kız kardeşi (diğer kuzenim) komşusunun oğluyla yaşadığı gayrimeşru ilişkisinden olma çocuğuyla kaçıp evlendiği ve birkaç yıldır evli olduğu kocasından alıp biriktirdiği 50.000 liraya yakın harçlıklarıyla sözümona kafa dinlemeye gitmiş, çocuğunu da geride bırakarak...




Sevgili Amcam çocuklarını toparlamak yerine kumar masasından kalkabildiği zamanlarda, aklı gidip gelen karısının üstünde bir ileri bir geri gidip gelerek rahmini döller ve yeni yeni androidler dünyaya getirir, böyle böyle elde ettiği kızlı erkekli futbol takımı dedemin ve babamın zor zanaat elde ettiği aile şerefini iki paralık etmek için yecüc mecüc mit'inde olduğu gibi şehre yayılırlar...

Bu skandal ailesinden çıkarılacak ders: delilik bulaşıcıdır genler yoluyla ebeveynlerden çocuklara geçebilir, aklınız varsa evlenmeden önce bir de akıl sağlığı testinden geçmenizdir...N

18 Mayıs 2009




HUZUR, ihtiyaçtan...

Alışkanlıklarım nedeniyle güzel şeylerin arkasından korkuyla bakardım ne gelecek arkasından diye... Huzurlu aile tablolarına yabacıydım açıkçası, huzursuzluklar gerçekten yok muydu? Yoksa dile mi getirilmiyordu hiç bilemiyorum ama o küçük aklımla böyle düşünüyordum işte...

Habire bir felaket beklentisi durmaksızın felaketler getiriyordu bana, zamana ya da akışına bırakmak nedir kullanma klavuzumda miniminnacık puntolarla yazıyordu ve farkına varmak için şişedibi gözlükler kullanmak gerekiyordu...

Sonra sıkıldığımı hissettim tüm bu huzursuzluk isteminden, gördüğünüz noktadayım işte, felaket yok, mutluluk var, huzur var, sağlık var... Tebdili bir mekan değişikliği yaşadığım ve ferahladım... Tanrı bozmasın paçalarımdan huzur akıyor çok şükür... :)

Gölgeler dağıldığında
Bulutlara değecek saçlarım
Gölgelerle savaşmayı çoktan bıraktım...

Denize nazır bir balkonda
Yudumlanacak hayat
Geçmiş, bir tebessümken dudaklarımda...NaKHaR

09 Mayıs 2009




SKANDAL AİLESİ - 26


- Devlet Himayesi -

Annemin, kuzeninin kızı, yıllar evvel ilk okuldaki başarısından dolayı, Ankara'dan bir bildiri almış, ailesi izin verirse, tüm masrafları devlet tarafından karşılanarak İngiltere'de eğitim vermek istemişler, daha sonra devlet bünyesinde görevli bir diplomat olabilmesi için... Ailesi izin vermemiş o zaman, gidememiş... Buraya kadar annemden rivayet olunur!

Gelelim birebir şahit olduğum konuya, Dayım 15 yıl önce evlenip aileler arasındaki mezhep anlaşmazlığı nedeniyle boşanmışlardı, doğmuş olan oğullarını yetiştirme yurduna vererek, çocuk büyüdü, zekası yerinde, çok sık olmasa da babasıyla görüşüyor... dayım hala evlenmedi...

Geçenlerde Ankara'dan bir bildiri gelmiş, kuzenimin başarısından dolayı (ki zehir gibi aklı var bilirim) eğitim alması için yurt dışına göndermek istiyorlar, şimdilerde çocuk Ankara'ya gitti... Büyük Eniştem şöyle bir yorum yaptı bunun üzerine: "Peşinden çok koşulmayacak başarılı gençleri, ailesinden alarak bir nevi ajan yetiştiriyorlar, kendi kardeşimden biliyorum, çocuk ailesini unutuyor" dedi...

Hayırlısı demekten başka bir şey kalmıyor bana da...N

04 Mayıs 2009



ÖZLEDİM BE!


Bugün ondan kalan eşyaları son bir kez eşeleyip, ödenmiş faturalarını, dekontlarını birkaç çamaşırını attık annemle içim parçalanarak, gözlerim doldu doldu ta-şa-ma-dı, izin vermedim...

Benim için değerli olan ufak tefek eşyalarını bir poşete doldurup yanıma aldım... Üç ablam iki eniştem ve ben ailemizden bahsettik biraz, olup bitenlerden, hatalarımızdan ve telafilerinden, ama en çok da Ondan...

Özlemişim, bunu bugün çok fazla hissettim, onu, babamı çok özlemişim...NaKHaR

23 Nisan 2009




SKANDAL AİLESİ - 25


- Koca Adayı -



Ortanca ablam eşinden boşanalı bir yıl bile olmadı henüz, dost ve akrabanın "Bekar gezilmez evlenirsin tekrar" söylemlerine sertçe yanıtlar verip "Asla işim olmaz bi daha" diye söylenirken, şimdilerde kendi bulduğu bir eş adayının peydah olduğunu öğrendim...

Söz konusu beyefendi, eşini kaybetmiş, bir çocuk sahibiymiş, muhtemel evlilik gerçekleşirse derslerle alakası olmayan yeğenimi de kendi çocuğunun gittiği özel okula gönderebileceklerinden bahsetmiş... Hali vakti yerinde tam ablamın istediği gibi biriymiş işte... :)

Şimdi düşünüyorum da ablam kendi çocuğuna bile allah ne verdiyse deyip girişirken başka bir çocuğa (ki uslu bir çocuk olup olmadığını bilmiyorum) nasıl annelik yapacak... Beni sevindiren şey başka tabii, onu da başka bir postta paylaşacağız efendim... N

Bu post henüz yayınlanmadan öğrendim ki, yeni aday bir süreliğine rafa kaldırılmış... Tabii bizim sevincimiz de kısa bir süre için kursağımızda kalmışş.. :)

04 Nisan 2009




TANIŞTIRMA SERÜVENİ II

Yarın büyük yeğenim nişanlanıyor, şu yazımdan sonra aileyi işlemeye devam ettim tanıştırmak için, en uygun zamanın nişana gelmesi olacağından dem vurarak, sonra vazgeçip sustum, olacak gibi değil, hazır değiller! Derken dökülmeye başladılar birer birer...


I.


Annem: Gaykedi gelecek mi nişana?
Ben: Henüz belli değil anne, ama çok istiyor, ben de tabii..
A: Geldiğinde oynar mı nişanda?
B: Hiç sanmıyorum, zaten o gelirse bende oynamam.
A: O zaman gelmesin! :) hem gelince nerde kalacak ki?
B: Geri döneriz biz nişandan sonra, inciğini cinciğini düşünüyorsun anne yaa... :)
A: Tamam o zaman gelsin madem ne diyeyim... (yanaklarından öpülmüştür)









II


Yeğenim: Dayı nişanıma arkadaşını da çağırmayı düşünüyorum...
Ben: Çok sevinirim ama, şu an biraz limoniyiz düzelirse geliriz..
Y: Mail atarım ben davetiyeyi, sen mailini ver bana da..
B: Tamam
Y: Yalnız dayıcım geldiğinizde sarmaş dolaş olmazsınız öyle iki arkadaş gibi oturursunuz olur mu?
B: Yuh! diyorum sana, şaka yapıyorsun heralde, tabii ki öyle duracağız, zaten bu ülkede normali! bu...
Y: Ne bileyim dayı, öylesine söyledim işte, beklerim kesinlikle...










III

Küçük Ablam: Ne oldu sizin aranız, barıştınız mı?
Ben: Evet
K: Ben ne demiştim sana, eee neler oldu anlat.
B: Ne olsun işte, normale döndük, öyle acayip bir durum olmadı işte.
K: Bak ne diyeceğim, nişana getirsene onu da.
B: Söyledim bakalım, gelirse, kesin birşey yok şu an...
K: Niye kesin değil, gelmek mi istemiyor?
B: Yaa nişana 2 hafta var, bir işi çıkar birşey olur..
K: İyi o zaman gelsin gelsin tanışırız...
B: Bakarız..

Nihayet o gün geldi çattı, nişanın şehir dışında olması, İstanbul'dan kalk, git gel, ben bile gidip gitmeme konusunda kendi adıma ikilemde kalmışken (yapmam gereken işlere yoğunlaşmak yerine) ve koca bir gün kaybı diye düşünürken, Onu da peşimde sürüklemekten vazgeçtim... Mermi namluya sürüldü (yani herkes tanışmak için hazır halde) kısa ve uygun bir zamanda bu işin altından kalkmayı düşünüyoruz... Kısmet... NaKHaR



25 Mart 2009




SKANDAL AİLESİ - 24

- Büyük Lokma Ye! -


Daha İsrail'den kesin dönüş yapalı bir iki ay olmuştu ki en büyük teyzem rahatsızlandı... Kendince "Ordayken hiçbir şeyim yoktu, sağlıklıydım, buraya geldim nazar değdi" diye açıklasa da, aslında geçmişinde çok büyük konuşmalarının cezasını bulduğunu o da çok iyi biliyordu bizim gibi...

Yıllar önce evlendiğinde eşinin ilk evliliğinden olma kızına "bakmak zorunda değilim" diyerek, babaannesinin yanına terkedip İsrail e dönen ve dönerken "beni hiçbir güç bu ülkeye geri döndüremez!" diyerek hayatında sadece ve sadece 2 kez büyük konuşan Teyzem...





1 ay içinde midesinden rahatsızlanarak ameliyat oldu, aynı gün bağırsaklarında bulunan 2 kütle alındı, bunu izleyen 2 gün içinde sağ bacağının morarması "damar tıkanıklığı" nedeniyle bacağındaki iki damarın açılması için bir ameliyat daha oldu...

Bu süre zarfında İsrail'deki kuzenim sadece telefonla iletişim kurarken "dikkat edin öz annesi için", Teyzeme kim baktı dersiniz, ameliyata girdiğinde kim hüngür hüngür ağladı, kimin yanında dersiniz şu an?

Yıllar evvel "bakmak zorunda değilim" diyerek, itip kaktığı üvey kızı!..N