01 Ocak 2008


OLUR YA;

Belki kalbinizi kırmışımdır, belki kalbim kırılmıştır... sıkılmışımdır belki, sizleri sıkmışımdır... üzülmüşümdür, uğraşmış didinmiş kimselere yaranamamışımdır, belki hayatımı biraz olsun sunabilmişimdir size gümüş tepsi içinde... blogumu kapatmadıysam belki yazacağımdır bir zaman sonra... belki de dinleniyorumdur... diyorum ki belki yorulmuşumdur yazacak birşeyler bulamamaktan, ya da bulmak için çabalamıyorumdur...

belki diyorum kendimi böyle daha iyi hissediyorumdur... belki sizlerle birlikte olmaktan önemli olmasın, hayatımı idame ettirmek için daha önemli işlere kalkışmışımdır... Belki diyorum okuluma, işime, kendime biraz zaman ayırmaktır istediğim...

Lütfen sitem etmeyin...

Olur ya görüşmeyiz
İyi Sabahlar İyi Günler İyi Akşamlar


HEPİNİZE MUTLU YILLAR....

02 Kasım 2007


SKANDAL TV GELİŞMELER - I

- Ölüm Tehdidi Nasıl Yapılmalı -

Bir otomobil fabrikasında, her fabrika da bulunan hükümlü işçi çalıştırma zorunluluğu sebebiyle, iş bulup çalışmaya başlamıştı 3 sene önce… İlk önce mutfak bölümünde başladığı çalışmaya… İşçi gereksinimi nedeniyle terfi ederek son kontrolcü ve en sonunda kalite kontrol mertebesine kadar ulaşmayı başardı…

Her meyve veren ağacın taşlanması gibi, bir süre sonra bölüm şefi abim hakkında ileri geri konuşmaya başladı… Kulağına gelen söylentiler neticesinde abimin damarına basıldı… Eline bir matkap alıp adamın karşısına geçti ve üzerine yürüdü…

Tabii bu matkap hikayesi sadece bölüm şefinin bir abartısı… abim işten atıldı… Tazminatsız… Sendika tarafından avukat tutuldu, şahitler dinlendi… aleyhinde getirilen şahitler abimin lehine ifade verdi…

- Ben o sırada orada değildim.
- Benim gördüğümde normal bir şekilde konuşuyorlardı gibi.

Ve sonuç eğer aleyhte yalancı bir şahit bulunursa abim hiçbir hak edemeyecek… bulunamadığı taktirde bilmem kaç bin lira tazminat, işten atıldığı süreden itibaren almadığı maaşları geri ödenecek ve aynı iş yerinde yeni bir işe sahip olacak…

28 Ekim 2007



KADIN GİBİ DÜŞÜNMEK

Birkaç haftadır kafamı kurcalıyor bu düşünce… Kadın gibi düşünüyorum ya da arsız bir küçük kız kadar şımarığım…

Bir yandan efeminen davranış sergileyen hemcinslerimi çok ağır bir şekilde “öyle değil böyle davranmalılar, yok efendim erkekseler eğer erkek gibi davranmalılar vs vs vs.” diye eleştirirken bir anda ikiyüzlülüğümün farkına vardım ve yüzüm kıpkırmızı oldu… Çünkü anladım ki kendime karşı yeterince dürüst değilim…

Tüm olaylar karşısında verdiğim anlık tepkiler, duygusal ve ani iniş çıkışlarım, bayan arkadaşlarla girdiğim ağız kavgaları, diyaloglar tamamen kadına özgü davranışlar kapsamına giren nitelikte davranışlardı… İlişkideki tutumum, rahatsızlıklarım, çemkirmelerim bunların hepsini düşününce aşırı derecede rahatsız oldum…

Bundan sonraki gücümü erkek gibi hareket ederek, erkek gibi düşünerek erkek görüntüm altındaki naifliği, kırılganlığı yok etmek için kullanacağım… Çok fazla ezildiğimi fark ettim olaylar karşısında kibar çıt kırıldım davranmaya çalışırken…

Bir erkek, ne olursa olsun erkek gibi düşünmelidir, daha farklı değil… Her ne kadar beraber olduğu insan aynı erkek bedenine sahip olsa da… Ve hiçbir zaman iki erkeğin ilişkisinde bir taraf daha fazla olmamalı… Güç dengeleri eşitlenmeli… Bunun farkına vardım kendimi dinlediğim süre içerisinde… NaKHaR

20 Ekim 2007


REYTİNG

Eğer hoş yazıyorsanız, yazdıklarınızın boş olmasının fazlaca bir önemi yok artık. Çünkü reyting devrindeyiz ve insanlar puanı hoş yazana veriyorlar. Bu, bizim okumama, hatta sanki fazla düşünmeme eğilimimizle birleşince ortaya hiç de hoş olmayan bir sonuç çıkıyor… “Bir şey hakkında kanaat getirmek için eskiden en önemli kaynak kitaplar ve dergiler iken, şimdi ön plana köşe yazarlığı ve TV’de konuşmak geçti ve buralarda da reyting yani hoş yazma ve konuşma önemli.”

Kanaat işi artık kitaplarla dergilerle değil, basın yoluyla yapılıyor; basın da reyting yapanı öne çıkarıyor. Reyting yapmak içinse hoş yazıp konuşmanız yeterli, boş olmuş olmamış çok önemli değil. Ne de olsa doluluk kriteri giderek zorlaşıyor.

Bir de yakın geçmişte karşılaştığım bir anket sorusu ve yanıtlar aynen şöyle;

Sizce TV’deki en iyi magazin programı hangisi?


1- Kanal D Ana Haber %25,3
2- Pazar Keyfi %20,6
3- Özel Hat %18,1
4- ATV Ana Haber %17,8
5- Show Ana Haber %12,0
6- Televole % 2,8
7- Star Ana Haber % 2,5
Ahmet Çakmak ve Nevzat Çalışkanın yazılarından derleme

14 Ekim 2007

DÖRT İKİLİK İNSAN
Hayatımın hiçbir alanında dört dörtlük insan olamadım... Dört dörtlük biri olmaya çalışmadım, olmak istemedim açıkçası… Çoğu insan gibi ortalarda yaşadım hayatımın şimdiye kadar olan kısmını…
Bulunduğum tiyatro oyununda iki üç yan karakteri birden canlandırdım, çok da başarılı olduğum söylendi gerek öğretmenlerim gerekse çalıştırıcı insanlar tarafından, hatta ana karakteri canlandırmam konusunda ikna çabaları dahi olmasına rağmen, ikinci plandan vazgeçmedim…
Yaptığım grafik tasarımları herkesin yaptığından çok daha iyi olmasına rağmen kendimi gösterme çabasında olmadığımdan doğal karşılandı hep…
Çünkü zirvede olmak istememekle birlikte zirvedekilerin çektiği zorlukların bir şekilde farkındaydım… Dediğim gibi hiç öyle tepelerde gözüm olmadı…


Eğer zirvedeyseniz sizden hep daha iyisini görmek isteyen insanlarla çevrilmiş olur etrafınız… Ve daha iyisini yapmak için daha fazla çaba harcarsınız… Ama eğer ikinci planda kalmayı becerirseniz… Etrafınızdaki insanlar yaptığınız işlerin kalıbınıza göre çok daha büyük geldiğini görür ve şaşkınlıklarını gizleyemez… İnsanları bu ikinci planda kalıp şaşırtmayı çok seviyorum bu yüzden…

Ufak bir anı… Bir gün şehrimin en ünlü grafik eğitmenlerinden biri sınıfımızı ziyaret ettiğinde kendimi gösterme zamanımın geldiğini hissettim… Hepimize teker teker sorduğu sorular karşısında son sırada olan ben verdiğim cevaplarla herkesi şaşırtmıştım... O güne kadar çok iyi işler çıkardığım halde pek de farkımda olmayan öğretmenlerim eğitmenin “Bu çocuğa dikkat edin, eğer bir şeyler yapmıyorsa tembellik yapmak istiyordur” dediğinde üstüme düştüler… Daha sonra aynı eğitmenin kursunda 1 aylık bir eğitim aldıktan sonra aynı yaz sonu Güzel Sanatlar Sınavını kazandım… NaKHaR