04 Şubat 2010


ÜZGÜNÜM, ARDIMDA KALDINIZ

Nereden başlasam bilemiyorum aslında, hayat küçücük beklentilerimi karşılamakta pek bir aheste davranıyor, oysa sizlerin beklentilerini karşılamak için bir robot kadar duygusuz, bir makine gibi ruhsuz ve bir hayvan kadar içgüdüsel hareket etmem gerekiyormuş... Üzgünüm, ne bir robotum, ne makine, ne de bir hayvan, sadece insanım...

İnsan ulaştığı noktada geçirdiği zorlu labirentleri çabuk unutuyor bunu anladım, bıraksaydınız koşmadan önce yürümeye çalışırdım, yürümeden önce ayakta durmaya ve de emeklemeye... Çünkü sadece bir hayvan doğduğu ilk gün ayaklanır ve koşar sendeleye sendeleye... Üzgünüm yapamadım...

Yaşadıklarım normal standartlarda bir insanın kaldırabileceği türden şeyler değildi bunu biliyorum, ardıma baktığımda çeşitli olaylar karşısında ne kadar da güçlü durmuşum meğer, gücümün tükendiği hiç olmamış o zamanlar, şimdi oldu işte, tükendi...



Ağlarken keşke anlatsaydı diyeceğiniz şeyler okuyacaksınız, ama yaşarken anlatsaydım anlayamayacağınız şeylerdi bunlar... Okurken bir amacım vardı aranızda, sizin gibi olmamaktı gayem, siz bilmediniz, kiminiz okumanın gereksizliğinden dem vururken sırtımdaki ağırlaştırdığınız yükle ne engeller aştığımı anlayamadınız... 

Okulda ödevini bütün çocuklardan önce ben yapardım siz görmediniz, sizi en çok ben anlardım konuştuğunuzda, söz alacak yaşa hiç gelmedim nazarınızda, ruhumun en rahat olduğu yer okuldu üstelik, Zoraki de olsa dinleyenler veyahut en küçük başarıyı taktir edenler vardı konuştuğumda, sahte bir destek yoktu ya da yalandan sırt sıvazlanması, benim başarımla konu komşuya hava atanlar yoktu orada boğuluyordum yetişkinlik dönemine kadar bir odamın olmadığı o evinizde...

Onca yıl beklentilerinizi karşılamak için didindim durdum, sadece sizin için değil, dışarıdaki tüm tanıdığım insanların beklentilerini, ilkokul da orta okul mezunu olmak gerekiyordu iş hayatı için, ortaokulda lise mezunu, lisede üniversite üniversitede de yetmiyordu bir tane daha okumak gerekiyordu, iş hayatı diploma istiyordu utanmadan, o diplomayı aldığınızda yanında tecrübe istiyordu görüşmelerde bıyık altından gülerek alaylı takımı yerini alacağınız korkusuyla "reddedildi" damgası vurarak başvurunuza...



Siz bunları hiç bilemediniz ben gitmeden önce, oysa bir dokunsaydınız bam telime, ne türküler söylerdim ağlayarak size, dokunmadınız ve dinlemediniz hayır şimdi satır satır atlamadan okurken bunları bir yandan ağıt tutturacaksınız en sessizsizinden ama ben biri gözyaşı dökmeden de ağladığında bilirdim ve dinlerdim onu...

Bir küçük veda olsun bu size, her zamanki gibi sorularıma sorunlarıma cevap beklemediğim...

Ben Günah Yüklenen Adam... Hayattaki bir kadının oğlu... Kendine odaklı beş kişinin kardeşi, Bir çoğunuzun arkadaşı, bir kaçınızın merakı ve bu dünyada tanıdığım anlayışlı nadir insanlardan birinin sevgilisiyim...

Üzgünüm, hepiniz hayatta kaldınız, ben öldüm...NaKHaR

Bir gün aklımı ve umudumu tamamen yitirirsem ardımda kalacaklara bırakacağım uzun bir nottur...Henüz hayatla savaşımın tam göbeğindeyim...

9 yorum:

Haşim Arıkan dedi ki...

Biliyor musun? Mutluluğun sırrı sanırım beklentisiz, herhangi bir sonuca ihtiyaç duymadan yaşayabilmek. Kimseden hiç bir şey beklememeyi becerebilmek. Kendine yetebilmek, kendine güvenebilmek, kendini sevebilmek. Esas ödül burada galiba. Başkalarından gelecek motivasyonlar ise işin bonus tarafı. Bunu başarmak kolay mı dersen. Denemek lazım. Umarım her şey en kısa zamanda umut ettiğin o yola girer. Sevgilerimle:)

kremkaramel dedi ki...

Cazgır Nakhar son taşı attı:(((
Konuşun yankılar sonsuza kadar...

Ala dedi ki...

Seni o kadar çok iyi anlıyorum ki...Hani bazen çok uzak hissettiğin ama bazen de en derininde hissettiğin kişiler vardır. Ama gel de bunu anlat...Daha fazla ne desem boş gibi...İyi olsun istiyorum her şey...Sadece iyi...

sufi dedi ki...

Biz seni başarsan da başarmasan da sevdik.Biz Seni;diplomaların,atlayabildiğin engellerin, ödevini düzgün yapmanla ölçüp biçmedik.Biz seni kelimelerine yüklediğin manalardan tanıdık, tercihlerinle ilgilenmedik.Mesele ölüm ve hayat ise; kim bilebilir hangimiz çitin öbür tarafında? Sevgilerimle.

Yazgüneşi dedi ki...

küçük bir kız çocuğu olduğum vakitler
zaman zaman
sudan bahanelerle darıldığım vakit annemle babama
ya da sevdiğim bir başkasına
öldüğümü hayal eder
ne kadar üzüldüklerini düşler
keşke şimdi ölsem derdim
ne ironi
öldüğümde ne kadar üzüldüklerni göremeyecektim ki....
ve üzülsünler istiyor muydum ki hakikaten?

NaKHaR dedi ki...

@Yaz Güneşi;

Liseye kadar mutsuz olduğum her anda ben de düşünüyordum öliyim ben ağlasınlar, kahrolsunlar diye söylenirdim 5 dk sonra aklıma dedemlerin arkasından, kuzenlerimin arkasından ve diğer kayıplarımızın arkasından çok da ağlanmadığını gördükçe vaz geçtim bu düşüncemden,

ilkokuldan sonraki hedefim ölmeyeyim ama öldüğümü sansınlar ben onları izleyeyim ne yaptıklarını, sonra ben ölmedim diye çıkayım karşılarına fikriydi...

şimdilerde tüm o çocuk fikirlerime nispet sadece yazdıklarımla öldürüyorum kendimi... kelimeleri asıyorum...

7.oda dedi ki...

umarım hayatla savaşın hiç bitmez ! mücadele ruhunu daima güçlendirecektir !

Yazgüneşi dedi ki...

hani demişsin ya
ölmeyim ama
öldüklerimi sansınlar
Tow Sawyer romanına götürdü o cümlen beni
hani H. finnle adaya giderler de öldüler zannedilir
sonra dönüp kendi cenaze törenlerini izlerler falan
oysa öyle çok öyle çok yıl oldu ki okuyalı o romanı
bir cümle nerelere taşıyıveriyor insanı
kelimelerin gücü
seviyorum....
zorla mı

NaKHaR dedi ki...

@7oda;

Yapmayı düşündüğüm şeyler olmasaydı ne yapardım... hala bir şeyler yapabilecek kadar şanslı hissediyorum kendimi... :)

___________________________

@Yaz Güneşi;

Kelimelerin gücü, algıda seçicilik, çok okuyan birisi için okudukları belli bir birikimden sonra o kadar çok yere götürüyor ki insanı, bazen ben de okurken kitaptan kopup saatlerce kafamın içinde oluşan yansımalara dlıp gidiyorum... :)