31 Ekim 2008

.



DEVLETİN OROSPULARI

İki dilim ekmek diye
Yırtınırken kimileri,
İki dilim arasına türban sürüp,
Durmadan çiğniyordu ağzında
Devletin ballı orospuları…

Gözlerini kapatıp,
Körü körüne inanıyordu kimileri.
Sıçtığı veledinin bile,
İnanmadığı yalanlara…

Kah bal çalınıyordu ağızlarına,
Arada kalmış zavallıların.
Kah üzüm tanesi tıkılıyordu…
Ya da bilemedin
Sırtlarına incecik bir urba takılıyordu...

Göz boyuyordu devletin orospuları.
Nice mabetlerde,
Ön saflar onlara ayrılırken…
Ve nice dindarcıkların gözü,
Bu orospulara takılıyordu.

Akılları sevişiyordu birbirleriyle
Mabette biat yalan oluyordu

Kimse konuşmadığından,
Kimsenin ipliği pazara çıkmıyordu…

Şaka gibi gerçekler vardı tabağımızda,
Durmadan sindiriyorduk önümüze sürülenleri…
Kundaktaki piçleri çoğalıyordu orospuların
Anavatanı kan ağlayan
Hemen hareme alınıyordu

Ve kusmak için bekliyordu kimileri,
Fırtına öncesi gibi
Sessiz sakin yaşıyordu nefretini…

NaKHaR - İstanbul - 30.10.2008

25 yorum:

kıyak dedi ki...

çok güzel olmuş hoşuma gitti.
Devletin ballı orospuları:))
doğru valla

Judi dedi ki...

çok beğendimmmm!!

NaKHaR dedi ki...

@kıyak;

içime dokundu son olaylar onlara hitaben işte... :)

NaKHaR dedi ki...

@judi;

hosgeldiniz, beğenmenize sevindim blog camiasında bir meslektaşımı daha görmek çok hoş.. :)

ucandepik dedi ki...

içim acıdı...

NaKHaR dedi ki...

@uçan depik;

gerçekler acıtır... :(

evvelzamanicinde dedi ki...

merhaba, arada yazılarınızı okusam da sanırım bu ilk yorumum. Bir blogda şu an gündemde olan "sapık" olaylara ithafen yazılmış bir yazıya yazılan yorumlar arasında sizin yorumunuz da vardı. Hem o yorumunuza hem de bu şiire ilave bir-iki şey söylemek, daha doğrusu kendi hissettiklerimi de paylaşmak istedim.Neden bu yazıya yorum yazdım, belki de küçük bir kızım olduğundan, yani anne olduğumdan...

Ne yazık ki dünya üzerinde hangi toprakta yaşarsak yaşayalım bu tür olaylar hep vardı, yine var ve ne yazık ki yine olmaya da devam edecek :-((
Herkesin suçlamak için yer aradığı bir ortamda ilk ve hakiki suçlu aslında adalet sistemi...
Cezalar -çoğu ceza- caydırıcı ve en önemlisi korkutucu değil.
Belki de giyotine en çok ihtiyaç duyulan zaman bu zaman aslında.
İnsan haklarına kesinlikle aykırı olduğunu düşünmüyorum aksine bu eylemleri gerçekleştiren yaratıklar zaten insan olamaz, kaldı ki biyolojik olarak insan olsalar bile eylemi gerçekleştirdikleri an, hatta zihinlerinde bu düşünceye yer verdikleri an bu şekilde ölümü çoktan haketmişlerdir.
Yani kısasa kısas...
Bir film izledim geçenlerde "The Elephant Man" adında,bilmem bilir misiniz.Dışı belki hoca görünümünde ya da opera sanatçısı(!) ama tüm o sapıtmışların "Fil Adam" gibi halkın içine çıkartılması ve sirk gösterisi gibi onun yaşadığı her şeye maruz bırakılması da güzel bir ceza olurdu fikrimce. Ütopik bir fikir ne yazık ki...

Bir de inancını bilmiyorum ama inanç güzeldir, inanmak güzeldir.Din afyon olabilir beynini kullanmayanlar için ama aklını kullanabilenler için güzel bir liman olduğunu düşünüyorum inancın.
Hiçbir inancı lekelemeden. Birini övüp birini bilmeden yermeden...
Bunları niye mi yazdım, aslında sözüm bir genelleme. Yani zatına değil. Sadece bu H.Üzmez ya da diğerleri vakasında bu insanlar yüzünden dini ve gereklerini kötülememek adına.
Hani Mevlana'nın inci değerinde bir sözü vardır: "Köpeklerin dudakları değdi diye deniz kirlenmez"...

İşte böyle Nakhar, kırıcı olmayan bir yorum olmuştur umarım.
Ayrıca profilinde yazdığın dışarıdan itici görünen tüm özelliklere rağmen aslının çok naif ve duygusal olduğunu düşünüyorum, kırılmaktan korkan ve sadece anlayış isteyen biri "Günah Yüklenen Adam"...
Haksız mıyım?

En ağır yükü taşıyan belki de hiç yükü olmadığını düşünenlerdir...

Ebru dedi ki...

Nakharcığım bir kapanma da senin yüzünden gelmesin ;)

NaKHaR dedi ki...

@evvel zaman içinde;

hoş geldiniz..

aklımdayken kesinlikle kırıcı bir yorum olmadığını belirteyim hatta çok beğendim, ve bloğumda şimdiye dek yazılmış en uzun yorum diyebilirim...

din konusunda beni bağlayıcı kılan herhangi bir inanca sahip değilim... dediğiniz gibi din afyon olabilir inanmayanlar için ki bizlerin beyin uyuşturan şeylerden uzak durmamız gerekiyor siyasette de halk arasında da, her yerde böyle olmalı asıl ütopik olan bu sanırım... herkesin inancını bir diğerine empoze etmeye çalışmadığı bir dünya...

böyle bir devirde bir erkek kız farketmez bir çocuğu yetiştirme sorumlulğunu alabilmek ve bu sorumluluğun hakkını verebilmek gerçekten zor eğer verebiliyorsanız (ki böyle biri olduğunuzu varsayıyorum) tebrk ederim...

şiirimde de din konusunda bazı sahtekarların dindar gibi özüküp yediği nanelere işaret etmek amacı güttüm...

umarım doyurucu bir cevap verebilmişimdir yorumunuza... :)

NaKHaR dedi ki...

@ebru;

sırf kapatsınlar bakalım benim gibi biri koskoca blogger'ı kapattırabiliyor mu deneyelim canımcım :)

NaKHaR dedi ki...

@evvel zaman içinde;

bir önceki cevaba ilaveten...

son paragraftaki tahlilleriniz çok yerinde... Kalkanlarım var herkese karşı, kavga etmeden dost edinemeyen biriyim mesela...

kötü özelliklerimi yazdım ki bilinsin, insanların hepsi her zaman iyi özelliklerini söyler ben tam tersini yapmaya çalışıyorum...

günahımı önceden yüklenmeliyim ki daha sonra hafiflediğinde şükredebileyim diye düşünürüm... :)

fütursüzca çelişik dedi ki...

yihuyihuyuh :D gerçektende ballılar onca şeyi götürdüler nası ballı olmasınlar ülkenin karış karış topraklarını x x yerlere sattılar. ülkem güzel vatanım benim bile diyemez duruma getirdiler. kaymaklı kadayıf misali tadını çıkartıyolar şimdi. dünya dönüyor birgün işte birgün gelicek.. o gün bi gün gelicek .. gelmeli .. gelmek zorunda.. hurriyet/bekir coşkunun bugünkü yazısı çok güzeldi (01/11/2008) tarihli yazısı okuyun ey güzel insanlar... öyle durumdayız işte.. bence aslında tayyip erdoğan haklıydı bencede bol bol çocuk yapmalıyız kiii gelecekte kendi irademizdeki yüce insan Atatürk'ün devrimleri devam ettirsin :m nihoahoğha :m

NaKHaR dedi ki...

@fütursuzca çelişik;

valla cocugun tohumuna para vermiyoruz yapilir yapilmasina da daha dogarlarken milli borclardan kisi basina dusen miktarindan sorumlu oluyorlar gelde bu sartlarda yap yapabilirsen :s

fütursüzca çelişik dedi ki...

:) haklısın belkide ama her düşüncemizi her seferinde başka bişey engelliyo.. bu gerçekten kötü bi durum kısır döngü oluşum sebebi. bir avuç insanız o büyük ballıların karşısında belki ama yinede son anına kadar yaşamlarımızı elimizden bırakmamak en güzeli sanırım. sahip çıkmak alanlarımıza .
en sonundada bütün caponlar birleşsin ve hepsi aynı anda zıplasın niehehehe :D
böyle iştee (:

Pembe Kundura dedi ki...

durmadan sindiriyorduk önümüze sürülenleri......
sessiz sakin yaşıyordu nefretini..

umarım sindirmekten ve sindirilmekten kurtuluruz. sessiz sakin yaşamayız nefretimizi..

çok başarılı buldum...
sevgiler...

NaKHaR dedi ki...

@fütursuzca çelişik;

hepimiz kendi yaşam alanlarımıza bile sahip çıkmak konusunda bile bazen yetersiz kalıyoruz ne yazık ki :(

NaKHaR dedi ki...

@pembe kundura;

ben de bunu tüm kalbimle umuyorum ama blogger kapandığında olanlara hç müdahale edemedik bir çoğumuz, sindirilmeye ve sürü psikolojisine o kadar yatkın bir toplumuz ki maalesef... :(

beğenin için ayrıca teşekkür ederim... :)

Beyaz Çiklet dedi ki...

Çok doğru tüm ifade etmek istediklerim bir arada sanki:)Düşüncene sağlık:)

NaKHaR dedi ki...

@beyaz ciklet;

teşekkür ederim, umarım o orospuların ağzında çiğnenmeyiz :)

Esther dedi ki...

offf o kdr güzel o kdr vurucu ki... inanılmazsın nakhar!

Hiçkimse dedi ki...

Öncelikle, burayı daha önce göremediğim için kendimden biraz kıl kapıyorum, onu söyleyerek başlamak istiyorum. Şiirde, yaşanılan o "türbansı" hayat tarzına biraz uzak ve iğrenerek bakan birisini gözlemledim. Ancak ki bu iğrenmenin aniden oluşmadığı, zamanla devindiğide satırlar arasında gizli. Riyakarlıklarından, ufak şark kurnazlıklarından hoşlanmıyorsun. Sonunda da "Ya sev, ya terket" tarzı bir kinlenme ve patlamaya hazır bombalık görebildim.

Her kıtası ayrı ayrı, hükümetin kendilerine ait oluşturdukları ilizyonal hayata darbe vurmayı, onları parçalamayı diliyor. Bu satırların içinde cidden nefret var. Nefret, daha doğrusu güçlü duygular şair için iyidir, yoğunluk sağlar, ama çok fazlasıda apolitik duruşunu yavaşça zehirleyerek, seni kısıtlar bence.

Her şeye rağmen, ciddi anlamda yeteneklisin. Tebrik ederim :)

NaKHaR dedi ki...

@ester bacım;

beğenmene sevindim şeker,
bunları bir şekilde yazmak istemezdim ama bazı şeylere artık sessiz kalacak gücüm yok be canım... :(

NaKHaR dedi ki...

@hiç kimse;

öncelikle hoş geldin diyorum, bugün gezinirken bende sizi farketmiştim, daha sonra etraflıca gezinmek üzere adresi bir yere kaydetmiştim... :)

türban'a türban takana hiç karışasım ötekileştiresim yok, eğer gerçekten dini inancı gereği takıyorsa kişi... ve bunu akılalmaz şekilde türlü oyunlarda kullanmıyorsa...

ya sev ya terket biraz ırkçı bir söylem, ki Türk değilim bunu yapacak en son kişilerden biri olarak görüyorum, ki yine de Türkiye de yaşıyoruz ve bu ülkenin sorunlarını paylaşıyoruz ve bazı gelişmeler ki gerilemeler demek daha doğru bu noktada midemi küçük sinek hkayesinde olduğu gibi ister istemez bulandırıyor...

nefret konusunda evet nefret ettim son durumlardan dolayı, ülkenin alim takımı diye geçinen kişileri bile yaşanan tecavüzleri, yolsuzlukları, karmaşayı meşrulaştırmaya çalışıyorsa nefret duyulması gereken en öncelikli duygudur diyebilirim...

siyaset beni, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığında ilgilendiriyordu eskiden, ama şimdi bakıyorum da bana kalan birkaç metrekarelik yaşam alanı, o yüzdendir sesimin çıkabildiği son desibele kadar haykırmak isteyişim...

beğeniniz, ve yerinde öngörüleriniz için gerçekten çok teşekkür ederim...

Adsız dedi ki...

Bir gay toplum vicdanında kabul görmeyecek herhangi bişey yaptığında aman gay işte,yakışır ona der geçeriz.İnançlı olduğunu söyleyen biri aynı şeyi yaptığında onu asla affetmeyiz.Düşünmeye değer bir konu bence.
Neşe

NaKHaR dedi ki...

@neşe;

aslında tam tersi, bir dindar toplumun menfaatlerine ve inançlarına ters düşecek birşey yaptığında, o dindar deyip görmezden gelinirken, yani dindar kimliğinin ardına saklanabilirken,

bir gay ne yapsa göze batıyor... ve topluma yaranmak için yaptığı herhangi bir ekstrem durum olmadan... üstünde biraz düşünmek gerek gerçekten...